Paylaş:
İstanbul’un kültür duraklarından Salt Beyoğlu, sanatseverleri Doğu Akdeniz’den Körfez Bölgesi’ne uzanan derin bir bellek yolculuğuna davet ediyor. Sanatçıların üretimleri aracılığıyla sömürgeci pratiklerin ötesinde bir “yerdeşlik” tahayyül eden Barajdan Sızanlar sergisi, ulus-devlet sınırlarını aşan ortak tarihsel deneyimlerin peşine düşüyor. Coğrafyalar arası dayanışma imkânlarını araştıran seçki, izleyiciyi kolektif bir varoluş zemini üzerine düşünmeye teşvik ederken, fiziksel peyzajın ruhsal katmanlarını da gün yüzüne çıkarıyor.

Coğrafyanın Belleği ve Barajdan Sızanlar
Sergi, ortak bir zeminin oluşumunda arazinin hafıza ve arşivle kurduğu sarsılmaz ilişkiyi merkeze alıyor. Barajlar, petrol kuyuları, jeotermal santraller ve gözetim sistemleri gibi altyapı unsurları, sadece fiziksel doğayı değil, o peyzaj etrafında filizlenen sosyal ve kültürel bağları da radikal biçimde dönüştürüyor. Ancak bu dönüşüm, toplumsal belleğin silinmesi anlamına gelmiyor. Aksine, Barajdan Sızanlar kapsamında gördüğümüz üzere, hatırlama eylemi araziye en derinden kazınmış durumda. Nehirler, kahvehaneler ve hatta sokaklar, resmi tarihin unutturmaya çalıştığı anıları titizlikle koruyan yaşayan birer arşive dönüşüyor.

Direnişin ve Sızıntının Metaforik Gücü
Adını insan hakları avukatı Noura Erakat’ın “Barajı yarıp geçiyoruz; mücadeleye devam edin” sözünden ödünç alan sergi, kurulu altyapıları sadece bir tahakküm mekanizması olarak görmeyi reddediyor. Burada barajlar ve kanallar, aynı zamanda sızıntıların ve direnişin güçlü birer metaforu olarak konumlanıyor. Durağan bir nehrin beklenmedik bir taşkınla yatağını değiştirmesi gibi, bastırılmış hafıza da sistemin çatlaklarından sızarak bugüne ulaşıyor. Arazi, mülkiyet ve kaynak sömürüsünün sahnesi olduğu kadar; hatırlamanın ve yeniden bir araya gelmenin imkânlarını da bünyesinde barındırıyor.
Gülce Özkara tarafından programlanan bu kapsamlı seçkide, Sahra’daki sömürgeci tortulardan telekomünikasyon ağlarının görünmez peyzajına kadar pek çok farklı anlatı iç içe geçiyor. Terk edilmiş bir gece kulübünün ışığı ile yok edilen Filistin köylerindeki inatçı kaktüs kökleri aynı mekânda buluşuyor. Barajdan Sızanlar, Avrupa’ya göçen işçilerin zihinlerinde taşıdıkları manzaralarla nükleer felaketlerin toprakta bıraktığı izleri tek bir potada eritmeyi başarıyor. 23 Ağustos tarihine dek Salt Beyoğlu’nda ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek olan sergi, Haig Aivazian’dan Merve Ünsal’a kadar pek çok değerli sanatçının eserlerini bir araya getiriyor. Sanatın iyileştirici ve birleştirici gücüyle coğrafyamızın yaralarına bakmak isteyenler için Barajdan Sızanlar, bu sezonun kaçırılmaması gereken en nitelikli kültür olaylarından biri olarak öne çıkıyor.










