Paylaş:
Sanat dünyasının kalbi 14-17 Mayıs 2026 tarihlerinde Londra’da atarken, Photo London seçkisinde Türkiye’den heyecan verici bir iş birliği öne çıkıyor: Şule Gazioğlu Gallery ve fotoğraf sanatçısı Ci Demi. Şule Gazioğlu Gallery, uluslararası fotoğraf sanatının en prestijli buluşma noktalarından biri olan fuarın Discovery bölümünde, Ci Demi’nin “Something Is Amiss” başlıklı serisiyle dünya sahnesine çıkıyor. Londra’daki tarihi Olympia’da gerçekleşecek bu edisyon, çağdaş fotoğrafın farklı disiplinlerini bir araya getirirken; galeri, İstanbul’un kaotik ama bir o kadar da büyüleyici psikocoğrafyasını merkeze alan derinlikli bir anlatıyı uluslararası izleyiciyle buluşturuyor.

Ci Demi’nin uzun yıllardır üzerinde titizlikle çalıştığı ve görsel dilini kristalleştirdiği “Something Is Amiss” serisi, sadece bir fotoğraf seçkisi değil, aynı zamanda kentsel hafızanın melankolik bir dökümü niteliğinde. Sanatçının pratiğinde renk, bir anlatı öğesi olarak başrolde yer alıyor. Gün ışığında patlatılan flaş tekniğiyle dondurulan kareler, bildiğimiz İstanbul sahnelerini alışıldık bağlamından hafifçe koparıyor. Bu teknik müdahale, izleyicide hem evindeymiş gibi tanıdık bir his uyandırıyor hem de tekinsiz bir mesafe yaratarak zamanın kesintisiz akışını görünür kılıyor. (Fotoğraf: Ci Demi, Il Giornale, 2021)
Psikocoğrafya ve Photo London Odaklı Yeni Bir Bakış
Seride yer alan her bir kare, kalabalık ve durmaksızın devinen bir metropolün ritmini kısa süreliğine askıya alma girişimi olarak okunabilir. Sıklıkla arşınladığımız bir köprünün sadeleşmiş kadrajı veya deniz kenarında tek başına oturan bir figürün durağanlığı, İstanbul’un gündelik yaşamına dair ezber bozan bir bakış sunuyor. Sergi, merkezine şu açık uçlu soruyu bırakıyor: “Ne eksik, ne yerinden oynamış olabilir?” Ci Demi, bu soruyu sorarken kesin bir yanıtın peşinden koşmak yerine, yaşadığımız çağın ve kentin üzerimizde kurduğu görünmez baskıları görünür kılmayı hedefliyor. Sanatçı, İstanbul’da yaşamanın hem büyüleyici hem de ağır gerçekliğine işaret ederken; gündelik hayatın içine sızan politik, toplumsal ve duygusal gerilimlerin birey üzerindeki tortularını kişisel bir dille ele alıyor.

Sanatçıya göre şehirdeki cansız kalabalıklar ile bu coğrafyaya özgü “canlı” nesnelerin yan yana gelişi, bir şeylerin gerçekten yerinden oynadığı duygusunu pekiştiriyor. 2019 ile 2026 yılları arasını kapsayan bu üretim süreci, kente dikkatle bakmanın ve onu her seferinde yeniden okumanın imkanlarını araştırıyor. Görünürde sıradan olan anlar, bu bağlamda bastırılmış bir huzursuzluğun izlerini taşıyan sahnelere dönüşüyor. Bu derinlikli yaklaşım, sanatçının Narrativa ödülünü “Emerging Talents” kategorisinde kazanmasını sağlayarak uluslararası ölçekte dikkatleri üzerine çekmesine yol açtı. Şule Gazioğlu Gallery’nin bu vizyoner sunumu, Photo London izleyicisi için benzersiz bir keşif vadediyor. Sergi, büyükşehirlere dair kolektif hafızayı tetiklerken; izleyiciyi kentin ritmi ve dönüşümü üzerine yeniden düşünmeye çağırıyor. Sanatın sorgulatıcı gücünü Londra’ya taşıyan bu seçki, çağdaş fotoğrafın geleceğine dair de önemli ipuçları veriyor. Şehrin gürültüsü içinde gizli kalan hikayelerin izini sürmek isteyen sanatseverler, bu etkileyici deneyimi Photo London bünyesinde, J27-12 numaralı stantta ziyaret edebilirler.










