Paylaş:
Antalya, ticaretin ve üretimin geleneksel sınırlarını modern tasarım diliyle birleştiren stratejik bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. 29-30 Nisan 2026 tarihlerinde Akra Antalya’da gerçekleşen 2. Antalya Markaları Kongresi, kentin ekonomik aktörlerini estetik bir vizyon çevresinde topladı. Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) tarafından kurgulanan bu organizasyon, yaratıcı endüstrilerin marka ekosistemindeki stratejik ağırlığını somut örneklerle ortaya koydu.
Açılış konuşmasını gerçekleştiren Antalya Valisi Hulusi Şahin, kentin halihazırda bir “marka fabrikası” olduğunu belirterek, bu potansiyelin nitelikli bir iletişim ve stratejik planlama ile taçlandırılması gerektiğini vurguladı. Vali Şahin, Antalya’nın ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na (COP31) atıfta bulunarak, sürdürülebilirliğin kentin iktisadi hamlelerindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. AHİD Başkanı Güldal Siğinç ise kongrenin toplumsal fayda boyutuna odaklanarak, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerine sağlanan burs desteğiyle geleceğin profesyonellerine kapı araladıklarını ifade etti.
Kongrenin ilk günü, Antalya’nın köklü geçmişini modern iş stratejileriyle harmanlayan “Gelenek ve Güven” temalı oturumlarla yankı buldu. Kentin ticari hafızasını temsil eden markaların deneyim aktarımları, yaratıcı endüstriler için yeni bir perspektif sundu.
Kuşaklararası Aktarım ve Sürdürülebilirlik
Günün en dikkat çekici isimlerinden biri olan Yenigün Reçelleri dördüncü kuşak temsilcisi Necmi Alpagot, bir asrı deviren markaların nasıl güncel kalabileceğine dair stratejik bir çerçeve çizdi. Alpagot, sürdürülebilirliği sadece çevresel bir kavram olarak görmenin kısıtlı bir yaklaşım olduğunu belirtti. Markanın özgün hafızasını korumanın, lezzet ve kalite sürekliliğini sağlamaktan geçtiğini vurgulayan Alpagot, sadakat inşasında tutarlılığın önemini hatırlattı. Sağlık ve bilim dünyasının markalaşma kodlarını ele alan Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, marka değerinin rasyonel ve etik temeller üzerine inşa edilmesinin gerekliliğini savundu. Özdoğan’a göre, özellikle hizmet sektöründe markalaşmak, hedef kitleyle sarsılmaz bir “güven” bağı kurmakla eşdeğerdir. Bu süreçte veriye dayalı stratejilerin kullanılmasının, markanın duruşunu daha sağlam kıldığı ifade edildi.

Yerelden Evrensele Hikâye Anlatıcılığı Antalya Markaları Kongresi ‘nde
Semih Beken ve Aysel Dal Cengiz gibi isimlerin paylaştığı görüşler, Antalya’nın tarım ve hizmet gücünün tasarım odaklı bir bakış açısıyla küresel birer anlatıya dönüşme potansiyelini doğruladı. Katılımcılar, yerel bir ürünü dünya sahnesine taşırken estetik bir dil kullanmanın ve özgün bir hikâye kurgulamanın zorunluluk olduğunu dile getirdi. İlk günün sonunda ortaya çıkan ortak fikir; markanın bir logo veya isimden ziyade, bir değerler bütünü ve duruş olduğu yönündeydi. Bu oturumlar, Antalya’nın iktisadi gücünün tasarımın gücüyle buluştuğu verimli bir zemin hazırladı.
Kreatif Endüstrilerin Yükselişi
Kongrenin ikinci günü, şehrin saklı DNA’sını teknolojik hamlelerle birleştiren ve yaratıcı endüstrilerin stratejik ağırlığını merkeze alan oturumlara sahne oldu. İkinci gün panelleri, kentin “teknoloji üssü” olma iddiasını ve kültürel mirasını geleceğe taşıma vizyonunu güçlendirdi. Türkiye Kreatif Endüstriler Meclis Başkanı Ata Kavame, sektörün yüksek katma değerli yapısına dikkat çekerek; moda, mimari ve sinema gibi 16 alt dalın savunma sanayine yaklaşan bir ciro hacmi yarattığını belirtti. “Created in Türkiye” markasını dünyaya anlatma hedefi, günün en stratejik başlıklarından biri olarak kayda geçti. Teknoloji oturumunda insansı robot ADA, dijitalleşen dünyada insan odaklı deneyimin vazgeçilmezliğini hatırlattı. Antalya Teknokent bünyesindeki TUSAŞ gibi devlerin varlığı kentin teknolojik gücünü simgelerken; Beyhan Bacanak, Cem Gümüş ve Buğra İnan gibi ikinci kuşak temsilcileri, aile şirketlerini dijital vizyonla geleceğe taşıma yollarını aktardı. Kültürel süreklilik ise Prof. Dr. Havva İşkan’ın modern başarıları 2500 yıllık Aspendos sikkeleriyle ilişkilendirdiği ufuk açıcı konuşmasıyla vurgulandı.
Gastronomi ve Sürdürülebilir Şehir
Şehrin lezzet rotasını çizen gastronomik mirası, Tuncay Gülcü, Güray Parlak ve Akay Antalya’nın gelenekseli koruma hedefleriyle ele alındı. Sürdürülebilirlik oturumunda ise lityum iyon batarya teknolojilerinden kentin lojistik imkanlarına kadar geniş bir yelpaze tartışıldı. Ercan Özbek ve Yusuf Hacı Süleyman, turizmin ve sanayinin ortak akıl ile geleceğe hazırlanması gerektiğini savundu. İkinci gün, yaratıcılığın ve teknolojinin Antalya’nın marka kimliğiyle kusursuz birleşimiyle tamamlandı. Antalya Markaları Kongresi 2026, teknik verinin bir anlatıya dönüşme zorunluluğunu merkeze alarak sona erdi. Oturumlar boyunca vurgulanan en güçlü argüman; yüksek kaliteli üretim yapmanın artık tek başına yeterli olmadığı, bu üretimin güçlü bir marka kimliği ve “insan dokunuşu” ile taçlandırılması gerektiğiydi. İş dünyası temsilcileri ve kreatif liderler, ürünlerin küresel pazarda yer bulabilmesi için hikâye anlatıcılığının bir yan unsur değil, ana strateji haline gelmesi noktasında birleşti.

Stratejik Sentez ve Deneyim Tasarımı
Kreatif profesyonellerin marka ekosistemindeki rolü, algoritmaların soğuk dünyasına derinlik katmak olarak tanımlandı. Dijital mecralarda varlık göstermek, basit bir arayüz kurulumu yerine yüksek etkileşim kalitesi sunan bir deneyim tasarımı olarak ele alındı. Veri analitiğinin yaratıcı zekâ ile birleştiği her noktada, tüketiciyle kurulan bağın çok daha kalıcı hale geldiği gözlemlendi. Bu durum, Antalya’nın yerel değerlerini evrensel estetik kodlarla işleme sürecinin kenti “marka kent” statüsüne taşıyacak temel entelektüel emek olduğunu kanıtladı. Kongrenin kapanışında, bireysel başarı hikâyelerinin kolektif bir ekosisteme dönüşme potansiyeli sergilendi. Bilimden sanata, sanayiden teknolojiye kadar kurulan bu geniş diyalog, kentin yaratıcı enerjisinin rasyonel iş modelleriyle birleştiğinde yaratacağı yüksek katma değeri ispatladı. Türk Eğitim Vakfı aracılığıyla öğrencilere sağlanan burs desteği ise, yeni nesil markalaşmanın toplumsal fayda ile ne kadar iç içe geçtiğini gösteren en somut çıktı oldu.









