Paylaş:
Kültürel miras alanında Türkiye’nin tek uluslararası organizasyonu olan HERITAGE İSTANBUL, yaklaşık 10 yılda dünya kültür mirası ekosisteminde küresel bir marka haline geldi. Bu yıl 1-4 Nisan 2026 tarihleri arasında Yenikapı Avrasya Fuar ve Gösteri Merkezi’nde “Geçmişe Gelecek Sağla” sloganı ile gerçekleşecek organizasyonun detaylarını Heritage Projeleri Kurucusu Osman Murat Akan ile konuştuk.
Akan’ın önderliğinde müzecilik, restorasyon, arkeoloji ve dijital teknolojiyi bir araya getiren HERITAGE İSTANBUL; B2B görüşmeler, atölyeler, “Zamanla Kaybolmayanlar” sahnesi ve yenilikçi portalıyla ulusal ve uluslararası katılımcıları ağırlamak için son hazırlıklarını yapıyor. Akan, bu stratejik yolculuğu şöyle tanımlıyor: “HERITAGE İSTANBUL’u sadece fuar olarak düşünmedik; tüm disiplinleri bir araya getiren, somut ve somut olmayan mirası kapsayan bir platforma dönüştürdük.”

HERITAGE İSTANBUL’un Vizyonu ve Uluslararası Etkisi
HERITAGE İSTANBUL, yıllar içinde bir fuar organizasyonun ötesine geçerek kültürel mirasın korunması, restorasyonu ve müzecilik teknolojileri için yaşayan bir platforma dönüştü. Yola çıktığında sektörde nasıl bir boşluğu doldurmayı hedeflemişti ve bugün geldiği noktada platformun üstlendiği yeni sorumlulukları nasıl tarif edersiniz?
2015’den bu yana sektörel olduğu kadar üstlendiği koruma misyonunu uluslararası alanda büyüterek ilerliyor diyebiliriz. CULTURAL HERITAGE PLATFORMS adı altında kurguladığımız birçok mecra, HERITAGE markasının ülkemizden dünyaya açılan yüzleri olarak büyüdü. Biz kültür mirası endüstrisinin bu ülkedeki potansiyelini uluslararası alanda ses getirecek bir yapılanma içerisine sokmak istedik. Bu bilinçle hareket ederek müzecilik-sergileme, restorasyon, arkeoloji ve kütüphanecilik sektörlerindeki tüm aktörler için birleştirici bir rol üstlenmeye çalıştık. Bu, reel sektörler yanında yaşayan miras adını alan somut olmayan miras kavramını ve doğal miras alanlarını da içine alan bir yapılanmaya gittik. Sonuç olarak geldiğimiz noktada hem ülkemiz hem de ülke hinterlandında ses getiren bir uluslararası organizasyon olmayı başardık diyebiliriz.
Geçtiğimiz yılın verileri ve sektörel geri bildirimleri ışığında; Türkiye’deki kültürel miras profesyonellerinin küresel trendlere adaptasyon hızını ve bu süreçte HERITAGE İSTANBUL’un “katalizör” rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye, bu alanın dünyadaki lideri. Bu bakış açısıyla 2000’in başlarından itibaren zaten ülkemizde kültür endüstrisi alanında çok büyük yenilikler ve yatırımlar yapılmakta. Ayrıca multidisipliner bir alan olarak kültürel miras kapsamında yer alan ve iş yapan firmaların gerek ülkede gerek yurt dışında büyük projeler içerisinde yer almaları, bu alanın gelişen bir sektör olduğunu bizlere göstermekte. Örnek vermek gerekirse genel olarak müzecilik alanında Türkiye ve dünyada yapılan büyük ölçekli projeler, müze binaları veya sergiler, ulusal ve uluslararası alanda yapılan dev restorasyon projeleri, arkeolojik alan kazıları bunların sergilenmeye hazır hale getirilmesi, ayrıca uluslararası alanda yine büyük ölçekli kütüphane yapıları bilhassa Arap, Asya ve Avrupa coğrafyalarında hızla ilerlemekte. Her yıl yeni ihaleler ve projeler açıklanmakta. HERITAGE İSTANBUL kendi coğrafyamızdaki bu projelerin ilk tanıtımları veya bilhassa kamu kurumlarının yeni başlatacakları projeleri duyurmalarına aracı olan bir mecra, bir platform olma özelliğini yıllar içerisinde üstlenmiştir. Dolayısıyla bilhassa ülkemiz, kamu kurumları tarafından özel sektörle birlikte olabilecekleri yegâne alan olarak ciddiyeti ve resmiyeti kabul edilen bir platform olmuştur.

B2B Görüşmeler ve Atölyelerle Sektöre Katkı
2026 programında bizi bekleyen yenilikleri; B2B görüşmelerinden atölye çalışmalarına kadar genişleyen bu yapının, sektör profesyonellerinin günlük pratiğine nasıl dokunmasını planlıyorsunuz?
HERITAGE İSTANBUL programını en kısa sürede açıklayacağız, fakat bu yıl birçok ismi yine ana sahnemizde ağırlarken Heritage Talks sahnemizde de birçok STK ve kültür mirasına dokunan sektör dışı kişilerin sunumları olacak. Ayrıca atölye programlarımız içerisinde yine birçok yerli-yabancı konuklarımız olacak. B2B görüşmeler sektörün endüstrisini geliştirmek adına kamu ve özel sektör ve kamu ve yurt dışı katılımcıları bir araya getirdiğimiz özel bir alan. Buna ayrıca önceden ayarlanmış daha kapalı iş toplantılarıyla devam edeceğiz. Bu alan, uluslararası katılımcılara yeni bir hizmet olarak ülkemizdeki önemli kurum yöneticileriyle iş birliktelikleri imkanı sunuyor.
Bu yılki bir başka yenilik: Zamanla Kaybolmayanlar Etkinlik ve Kürasyon alanı. Bu alan kendini kültürel mirasla ifade eden, kültürel miras alanına ürünler çıkaran veya kendisi de kültür mirası olan ülkemizin önemli, köklü markalarına yer verdiğimiz bir bölüm. Bu alan da sahnesi ve birçok konuşmacısı olan serbest bir kürsü.
Fuar öncesi ise yabancı delegasyona özel bir teknik turumuz oluyor her yıl. Bu sene de yine İstanbul’un restorasyon alanları ve henüz açılmamış müzelerini gezdiriyoruz. Bu turlarda birçok teknik konu konuşuluyor ve iş birlikleri oluşturulabiliyor. Tabii ki her yıl olduğu gibi keyifli bir mekânda akşam gezileri ve resepsiyon ile uluslararası bir destinasyon olmayı sürdürüyoruz.

Yenikapı’da Stratejik Mekân ve Deneyim Tasarımı
Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’ne geçiş süreci, sadece bir fiziksel alan büyümesi mi, yoksa Heritage İstanbul’un operasyonel kapasitesinde ve katılımcı çeşitliliğinde stratejik bir sıçrama noktası mı? Fuarın bu yılki atmosferine, katılımcılarına ve içeriğine dair bilgiler paylaşabilir misiniz?
HERITAGE İSTANBUL; sekiz yıldır belli bir hızla organik olarak büyüdü. 2015 yılındaki ilk organizasyondan bu yana sadece 2016’da malum nedenler ve 2020 pandemi dönemi haricinde her yıl yapıldı, marka bilinilirliği arttı ve giderek büyüdü. 2024 yılında Avrupa’da bu alanda yapılan etkinlikler gibi “bienal” şeklinde iki yılda bir yapılması kararını aldık. Bunun aslında bilhassa Avrupa ve Amerika’daki birliktelik yaptığımız kurumların politikaları da dikkate alınarak oluşturulan bir süreç olduğunu belirtmek isterim. Bunun ülkemizdeki yansımaları olarak bakacak olursak, hem marka bilinilirliği açısından hem de sektörel dinamikler açısından uluslararası standartlara oturtulması, sürecin iş potansiyellerine entegre edilmesi olarak açıklanabilir. Daha doğru bir tabirle marka oluşturma noktasındaki agresif politikamızı sektör dinamikleri noktasına çektik denilebilir.
Bu yıl alanı değiştirip ve süreyi uzatmamız da bunun sonucunda oluşan bir büyüme politikasının sonucu. Alan artık sektörel gelişimi karşılayamayacak kadar küçük kalınca yeni arayışlara girdik. Bunun sonucunda şehir dışı büyük fuar alanlarına gitmek istemedik çünkü, bu alanlar tamamıyla endüstriyel fuarlara hizmet etmekte. Ayrıca çok yoğun olan konferans serisi ve diğer yan etkinlikler için de uygun değil. Dolayısıyla hem şehir içinde hem de bahsi geçen yan etkinliklere uygun olarak tarihi yarımada da Yenikapı Avrasya Fuar ve Gösteri Merkezi’nde karar kıldık. Bu hem büyüme hem de etkinlik zamanını dört güne çıkarabilme rahatlığı verdi bize. Bu yıl içeriğimiz yine kapsayıcı, fakat yerimiz tarihi yarımada olunca dolayısıyla bazı konuşmaları ve etkinlikleri bu tema üzerine kurguladık. Etkinlik görsel konseptini Ayasofya’dan bir görselle oluşturduk.
Türkiye’nin kültürel mirasını global ölçekte konumlandırırken; İtalya, Almanya veya Rusya gibi ülkelerle kurulan çok uluslu iş birliği zemini, yerel bilgi birikimimize neler katıyor?
Ülkemizde tüm kültürel miras sektörleri uluslararası standartlarda bir potansiyele sahip zaten. Biz iş birliklerinin hem bize hem yabancı kurum ve kuruluşlara karşılıklı değer kattığını düşünüyoruz. Ülkemiz özellikle restorasyon ve müzecilik alanlarında önemli bir birikime sahip. Bu potansiyel olarak büyük ortaklıklarda söz sahibi olabilme yetisini getiriyor. Yıllar içerisinde yükselen değer olarak kültürel miras alanı gerek turizm gerekse ülke ekonomisine yaptığı katkılarla büyümekte.
Fuar bünyesindeki B2B eşleşmelerin, yerel restorasyon ve teknoloji firmalarımızın uluslararası projelerde “ana yüklenici” veya “çözüm ortağı” olma potansiyelini nasıl tetiklediğini gözlemliyorsunuz?
Burada biz sadece bir platformuz. Fakat genel olarak sektörel oluşumlarla yaptığımız takiplerde ulusal veya uluslararası alanda birçok projenin hemen olmasa da bu alandaki tanışıklıklar ve sonrasındaki iş takipleriyle oluşturulduğunu gözlemliyoruz. Bu arada sadece taahhüt işlerine odaklanmazsak müzeciliğin pazarlama alanında da birçok olumlu geri dönüş aldık. Fuara katılan ve kendilerini tanıtan müzelerimizin yeni parlama projeleri eşliğinde ziyaretçi sayılarındaki büyük artışlar bizim içinde büyük bir kıvanç kaynağı oluyor.

Dijitalleşme ile Kültürel Mirasın Yeni Boyutu
Restorasyondan müzeciliğe kadar uzanan teknolojik dönüşümü düşündüğümüzde; dijitalleşmenin, kültürel mirası anlama ve deneyimleme biçimlerimizi nasıl zenginleştirdiğini düşünüyorsunuz?
Dijitalleşme artık hayatın ayrılmaz bir parçası. Bu nedenle her sektörde olduğu gibi bu alanda da çok büyük bir değişim var. Hatta son 20 yılda müzecilik ve sergileme alanlarında dijital tasarımın olmadığı işler azınlıkta. Bizler dijital işlerle kendilerini ifade eden birçok kuruluşla birliktelikler yaparak ilerliyoruz.
“Heritage Talks” ve konferanslar dizisinde bu yıl hangi kavramlar masaya yatırılacak? Bu konuşmaların, sektörün stratejik ihtiyaçlarını belirlemedeki rolünü nasıl görüyorsunuz?
Her yıl olduğu gibi bu yıl da 100’ün üzerinde yerli ve yabancı konuşmacımız bizlerle birlikte olacak. “Miras Sohbetleri” sahnesi programı mart ayı içerisinde açıklayabilmek üzere çalışıyoruz. Bu yıl Zamanla Kaybolmayanlar sahnesiyle birlikte daha büyük ve daha dolu bir programla karşımızda olacak. Bu alan dediğim gibi daha çok STK’lar ve daha spesifik konuları işleyen konuşmacıların yer aldığı bir platform. Ana sahnede yer alan kamusal ve sektörel konuların uzağında tutmak istediğimiz bir sahne performansı sunmak istedik.
“Cultural Heritage Platforms” portalı, kültürel miras bilgisini 365 gün yaşayan bir organizmaya dönüştürüyor. Heritage Hub’dan Akademia’ya uzanan bu dijital hamle, sektörün teknolojik dönüşümünü sadece bir sergileme aracı olmaktan çıkarıp; ihalelerden eğitime kadar tüm süreçleri kapsayan küresel bir ağa dönüştürüyor.
Eğitim, Akademi ve Geleceğin Nitelikli İş Gücü Yatırımı
Fuarın ötesine geçen, yıla yayılan bir etki alanından bahsediyoruz. Cultural Heritage Platforms, takvimdeki o birkaç günün dışına taşarak kültürel miras bilincini canlı tutmak adına nasıl bir yol izliyor?
Güzel bir soru… daha doğrusu yerinde bir soru oldu bu. CULTURAL HERITAGE PLATFORMS olarak birçok mecrayı bir arada hayata geçirerek bu alanı 360 derece kapsamak için 2015 yılında yola çıktık. Bunlardan biri de platformun web portalı olacak. CULTURAL HERITAGE PLATFORMS web portalı fuarda lanse edilerek kültür mirası alanında yeni bir yer edinecek diye ümit ediyoruz. Portal tüm sektör için 365 gün açık olan bir etkinlik alanı olarak ulusal ve uluslararası alanda hizmet vermek üzere planlanıyor. Yaklaşık 1,5 yıldır organize edilmekte ve yapılanmakta olan altyapısı birçok modülden oluşacak portal, sektörel haberler, etkinlik duyuruları, ulusal ve uluslararası ihaleler, sektörel firmaların yer alacakları HERITAGE HUB, seminer ve konuşmaların yapılacağı HERITAGE AKADEMIA, HERITAGE B2B alanları, çevrimiçi kongrelerin yapılacağı HERITAGE CONGRESS bölümü, insan kaynakları alanı, uluslararası alım heyetleri için kurgulanan ticari gezilerin organize edileceği HERITAGE GLOBAL gibi pek çok kısımdan oluşacak. Yeni soluk getirecek olarak planlanan bu portal tüm uluslararası birlikteliklerimizi de içine alacak bir yapılanmayla hem sektörel hem teknolojik alanın bir birlikteliği olacak.
Sektörün gelecekteki nitelikli iş gücü ihtiyacını düşündüğümüzde; HERITAGE İSTANBUL’un eğitim kurumları, genç yetenekler ve müfredat geliştirme süreçleriyle olan dirsek temasını nerede konumlandırıyorsunuz?
Biz özellikle fuarda yer alan akademik camiamız ve üniversitelerimizle eğitim alanına da destek vermek için yola çıktık. Şahsen ben de bir iç mimar ve sergileme tasarımcısı olarak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde verdiğim derslerde gençlerimize bu alanın yenilikleri ve teknolojileriyle tanışma olanağı sunmaktayım. Dolayısıyla mesleğimi ve işimi de birleştirebilen insanlardan olmak gibi bir şansım oldu süreçte. Eğitim alanında bilhassa öğrencilerin de içinde bulunduğu birçok ortamıyla HERITAGE etkinlikleri umarım gelecekte uluslararası alanda daha büyük söz sahibi haline gelecek. Bu konuda tüm katılımcı ve destekçilerimizle yeni bir Heritage İstanbul edisyonunu daha 1 Nisan’da açacağız. Herkesi bu büyük buluşmaya bekleriz.
Fuar hakkında detaylı bilgi, program ve katılımcılar için Heritage İstanbul resmi web sitesini inceleyebilir, Instagram hesabını takip edebilirsiniz.










