Paylaş:
Bitlis’in Hizan ilçesinde yürütülen “Taşın Belleği: Hizan’ın Sessiz Tanıkları”, belgesel fotoğraf odağında kurgulanan, uzun soluklu ve çok aşamalı bir belgeleme çalışması olarak ikinci aşamasında devam ediyor. Fotoğraf sanatçısı Hilal Bayar’ın imzasını taşıyan proje; kırsal mimari, gündelik yaşam ve giderek silinen kültürel hafızayı mevsimler üzerinden izleyen bütüncül bir anlatı kurmayı hedefliyor.
Dört aşama olarak planlanan çalışmanın ilk etabı sonbahar döneminde gerçekleştirildi. Bu aşamada Hizan’a bağlı beş köyde, her köyde ikişer gün kalınarak kapsamlı bir saha çalışması yürütüldü. Yaklaşık 3 bine yakın fotoğraf ve 180’e yakın ses kaydının üretildiği bu süreçte, taş yapılarla birlikte bu yapılarda yaşamış insanların anlatıları ve mekânsal izler kayıt altına alındı. Üretim süreci, arşivleme temelli belgesel fotoğraf yaklaşımıyla; görsel, işitsel ve gözlemsel verilerin birlikte değerlendirilmesine dayanıyor.
Belgesel Fotoğraf ile Kışın Hafızasını Kayda Almak
Projenin şu anda devam eden ikinci aşaması ise kış çekimlerinden oluşuyor. Bu bölümde kış, estetik bir doğa manzarası olarak ele alınmıyor; yaşamın geri çekildiği, sesin azaldığı ve mekân hafızasının daha görünür hâle geldiği bir zaman dilimi olarak okunuyor. Göçle sessizleşen köyler, ustası kalmayan taş evler, kapalı kapılar ve köyde kalan yüzler, belgesel bir anlatımla fotoğraflanıyor. Zorlu kış koşulları, üretim sürecinin en belirleyici unsurlarından biri. Ancak bu koşullar, belgesel üretimde bir engel olarak görülmüyor; aksine tanıklığın derinliğini artıran, mekânla kurulan ilişkinin niteliğini güçlendiren bir unsur olarak değerlendiriliyor. Bayar, bu aşamayı kışın görüntüsünü üretmekten çok, kışın hafızasını arşivleme çabası olarak tanımlıyor.
Sonraki aşamalarda proje, ilkbahar ve yaz dönemlerini kapsayacak şekilde devam edecek. Böylece Hizan’daki kırsal yaşam, mevsimsel döngüler içinde izlenerek kapsamlı bir görsel–işitsel arşive dönüştürülecek. “Taşın Belleği: Hizan’ın Sessiz Tanıkları”, güncel belgesel fotoğraf pratiği içinde mekân, bellek ve zaman ilişkisini çok katmanlı bir perspektifle ele alan kalıcı bir kültürel kayıt olarak konumlanıyor. Projenin ilerleyen süreçte sergi, basılı yayın ve dijital arşiv formatlarında izleyiciyle buluşması planlanıyor.










