Paylaş:
Kreatif Endüstrilerin Ortak Gündemi: Hak, Veri ve Sürdürülebilirlik

Kreatif endüstriler farklı üretim biçimleri, ekonomik dinamikleri ve hak sahipliği yapılarıyla katmanlı bir alanı kapsıyor. Bu çeşitlilik, sektörlerin karşı karşıya olduğu yapısal sorunların da farklılaşmasına neden oluyor. Buna karşın telif hakları korunması, yaratıcı emeğin ekonomik değerinin güvence altına alınması ve değişen teknolojilere uyum sağlayan bir sistem ihtiyacı, farklı alanlarda ortak gündemler oluşturuyor.
Kreaktivist olarak bu sayımızda meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerine; “Sektörünüzün bugün karşı karşıya olduğu en önemli yapısal sorun nedir? Telif haklarının korunması ve kreatif endüstrilerin güçlenmesi için 2026–2027 döneminde meslek örgütleri ile sivil toplum kuruluşlarının öncelikli rolü ne olmalı? Bu doğrultuda yapısal çözüm önerilerinizi paylaşır mısınız?” sorusunu yönelttik.
Yanıtlar, 2026–2027 döneminde meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının köklü bir zihniyet değişimi hedeflediğini gösteriyor. Yayıncılık, müzik, sinema, oyunculuk, tasarım, etkinlik, fotoğraf, dijital kültür ve yapay zekâ temsilcilerinden gelen değerlendirmeler; telif sisteminin güçlendirilmesinden dijital gelirlerin şeffaflığına, veri altyapısından hukuki erişime, sektörel standartlardan yapay zekâ düzenlemelerine uzanan geniş bir eylem planına işaret ediyor. Kreatif endüstrilerin yeni yapılanmasında STK’lar; kamu, akademi ve teknoloji devleri arasında köprü kurulması gerektiğini vurguluyor.

Yayımcı Meslek Birlikleri Federasyonu (YAYFED) YK Başkanı – İstanbul Ticaret Odası YK Üyesi / Münir Üstün
Yayıncılık, kültürel kalkınmanın ve düşünce üretiminin temel taşıdır. Ancak sektörümüz bugün dijital korsanlık, telif hakkı ihlalleri, artan üretim maliyetleri ve kayıt dışı yayıncılık gibi yapısal sorunlarla mücadele etmektedir. Telif haklarının etkin biçimde korunmadığı bir ortamda ne nitelikli eser üretimini ne de sürdürülebilir bir yayıncılık ekosistemini güçlendirmek mümkündür.
2026–2027 döneminde meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının önceliği; fikrî mülkiyet bilincini toplumun tüm kesimlerine yaymak, dijital platformlarda telif ihlallerine karşı daha etkin hukuki mekanizmalar oluşturmak ve kamu ile özel sektör arasında kalıcı iş birliğini geliştirmek olmalıdır. Yayıncılığı yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, kültürel egemenliğin ve toplumsal hafızanın güvencesi olarak gören bir anlayış, Türkiye’nin kreatif endüstrilerde uluslararası rekabet gücünü de önemli ölçüde artıracaktır. Sektörümüzün ihtiyacı fazla içerik üretmekten ziyade, üretilen değerin korunabildiği, adil paylaşılabildiği ve sürdürülebilir bir ekosistem kurmaktır. 2026–2027 döneminde meslek örgütleri ve STK’lar; telif haklarının yönetimi, veri temelli politikalar, dijital dönüşüm ve yaratıcı ekonominin güçlendirilmesine liderlik ederse, Türkiye küresel ölçekte rekabetçi bir kreatif endüstri merkezi haline gelebilir.
Moda Tasarımcıları Derneği (MTD) Başkanı / Belma Özdemir
Moda sektörümüzün en önemli yapısal sorunlarından biri, tasarımın ekonomik değerini koruyan güçlü ve işleyen bir fikrî mülkiyet sisteminin yeterince yerleşmemiş olmasıdır. Hızlı koleksiyon döngüleri, dijital mecralarda tasarımların kolayca kopyalanması, tescil ve hukuki takip maliyetleri özellikle bağımsız tasarımcıları zorluyor. 2026–2027 döneminde meslek örgütleri ve STK’ların önceliği; tasarımcılar, kamu kurumları, hukukçular ve dijital platformlar arasında daha güçlü bir iletişim kurmak, haklar konusunda farkındalığı artırmak olmalıdır. Tasarımcıların çalışmalarını kolayca kayıt altına alabilecekleri pratik sistemlerin geliştirilmesi, temel hukuki danışmanlığa erişimin kolaylaştırılması ve tescil süreçlerinde destek sağlanması önemli adımlar olacaktır. Kamu destekleri ve sektörel teşvikler de tasarımın korunmasını özendirmelidir. Çünkü yaratıcılığın sürdürülebilirliği, tasarımcının emeğinin korunmasına ve bu emeğin ekonomik karşılık bulmasına bağlıdır.
Sinema Oyuncuları Meslek Birliği (BİROY) YK Başkanı / Renan Bilek
Kreatif endüstriler olarak tanımladığımız yaratıcılığa dayalı bacasız üretim alanı, değerli ürünlerin yanında ülkeye ciddi girdiler sağlayan sektörlere sahip. Özellikle dizi filmler başta olmak üzere sinema, reklam ve dijital oyun sektörleri önemli bir noktada. Ülke ekonomisine ciddi ihracat girdileri sağlıyorlar. Ancak yaratıcı endüstride dünyayla yarışırken, bu endüstriye adını veren yaratıcıların hâlâ adil bir telif rejimine sahip olmaması, inanılmaz bir plansızlık ve adaletsizlik örneğidir.
Kamuoyunu bilgilendirmek ve güçlü bir kamuoyu oluşturmak için etkin bir farkındalık sürecinin başlatılması gerektiğine inanıyorum. Toplum bilinci gelişmeden bu konuda tam anlamıyla bir sonuca ulaşılamaz. Teknoloji sürekli gelişiyor. Yapay zekânın gündelik hayatımıza girdiği bu dönemde, regülasyonların oluşturulması için bakanlıklar, eğitim kurumları, STK’lar ve ilgili tüm kurum ve kuruluşların birlikte, hızlı ve şeffaf çalışması gerekiyor. FSEK’te yoruma dayanarak teliften kaçınılmasına imkân sağlayan noktaların açık biçimde düzenlenmesi ve yaptırımlarla uygulanması da acil çözüm ihtiyaçlarıdır.

Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu Derneği (GMK) YK Üyesi / Aykut Genç
Bu soruya neredeyse herkesin yapay zekâ yanıtını vereceğini tahmin ediyorum; fakat seneler boyunca devam eden asıl sorun yapay zekâ değil; yapının kendisinin topluma tam olarak izah edilememiş olmasıdır. Bu disiplinin karşılaştığı ve üstesinden gelmeye niyet etmediği asıl sorun; grafik tasarım ürünlerinin kendisinin varlığı bilinirken, mesleğin kendisinin toplumun hiçbir kesimi tarafından tam olarak bilinmemesidir. Bununla birlikte, ihtiyaç duyan, talep eden kesim tarafından kendi ürünlerine olan katkısının gerçek anlamda anlaşılamamasının bu disiplinin asıl meselesi olduğunu düşünüyorum. Grafik tasarımın temsiliyet meselesi; gerçekleştirilen her türlü ürüne kimlik kazandırıyor olması ve bir hafıza oluşturması, üzerinde çok durulan bir durum değil maalesef. Mesleğe yeterli değeri veren kurumların dahi çok fazla tartışmaya zaman ayırmadığı bir evrendeyiz. Hatta bunu grafik tasarım eğitimini veren kurumların neredeyse hepsinde görebiliyoruz.
Telif konusu oldukça farklı bir konu. Yapılan çalışmalar kurumlara oldukça önemli değerler katarken, tasarımcılar maddi olarak bu değerin karşılığını göremiyor. Çoğu kurum kendi kurumsal kimliğini oluştururken tasarlattığı, kurumun en önemli, taşıyıcı ve on yıllarca kullanacağı ögesi olan logosu için onca senenin hakkını verdiğini söyleyemeyiz. Dünyaca ünlü tasarım ofisleri bunu ciddi anlamda alıyor olabilir fakat burada pek mümkün değil!
Kurumların veya kişilerin tasarımın gerekliliğini çok iyi bildiğini fakat değerini tam olarak bilmediğini net olarak söyleyebilirim. Kitap kapağı, illüstrasyon, yazı karakteri gibi telif alınan ürünler varken, bazı ürünlerde bunun karşılığı yok. Bu, epey tartışılması gereken uzun bir konu elbette. Örneğin, bir kurum kimliğinin, kurumun artık kendisine ait olması gereken parçasından telif alınmalı mı yoksa başta bunun gerçek hakkının verilmesi yeterli mi? Bizler, meslek örgütleri olarak son yıllarda bunu kendi içimizde tartışıyor ve üzerinde duruyoruz. Ancak bunu yalnızca meslek örgütlerinde tartışmak yetmez; artık üst kurumların ve karar vericilerin de dikkatini bu yapısal adaletsizliğe çekmek gerekiyor.
Yaratıcı Etkinlikler ve Planlama Derneği (YEPUD) YK Başkanı / Tülay Akın
Etkinlik ve deneyim tasarımı sektörü, ekonomik büyüklüğü giderek artmasına rağmen fikrî mülkiyet ve telif hakları konusunda hâlâ yeterince kurumsal bir zemine sahip değildir. Özgün konseptlerin, yaratıcı içeriklerin ve deneyim kurgularının izinsiz kullanılması yalnızca emeği değil, sektörün inovasyon kapasitesini de zayıflatmaktadır.
2026–2027 döneminde meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının en önemli görevi; ortak etik standartlar oluşturmak, telif bilincini yaygınlaştırmak, sektöre özel hukuki koruma mekanizmalarının geliştirilmesine öncülük etmek ve kamu ile özel sektör arasında güçlü bir iş birliği zemini kurmaktır. YEPUD olarak, yaratıcı emeğin korunmasının yalnızca hukuki bir konu değil, aynı zamanda sektörün sürdürülebilirliği, uluslararası rekabet gücü ve ülkemizin kreatif ekonomisinin gelişimi için stratejik bir gereklilik olduğuna inanıyoruz. Güçlü bir kreatif ekosistem ancak hakların korunduğu, üretimin teşvik edildiği ve dayanışmanın esas alındığı bir anlayışla mümkün olacaktır.
Müzik Yorumcuları Meslek Birliği (MÜYORBİR) Genel Sekreteri / Murat Yıldız
Müzik sektörünün en önemli yapısal sorunlarından biri, büyüyen dijital müzik ekosisteminde icracı sanatçıların haklarını, emeklerinin karşılığını adil ve şeffaf biçimde alamamasıdır. 2026–2027 döneminde meslek birlikleri ve sivil toplum kuruluşlarının önceliği; özel kopyalama harcı gelirlerinin hak sahiplerine adil ve etkin şekilde dağıtılmasını sağlayacak sistemsel dönüşümün hayata geçirilmesi, lisanslamanın tüm kullanım alanlarında yaygınlaştırılması ve kayıt dışı kullanımın azaltılması olmalıdır. Dijital platformlarda icracı sanatçıların gelir akışlarını şeffaf biçimde izleyebildiği, hak edişlerini doğrudan ve zamanında alabildiği, veri temelli ve denetlenebilir sistemlerin kurulması büyük önem taşımaktadır. Ayrıca sanatçıların ses, performans ve kimlik unsurlarının izinsiz kullanımına karşı açık rıza ve adil bedel ilkelerinin güvence altına alınması gerekmektedir. Yapay zekâ, algoritmik görünürlük ve dijital kullanım raporlaması alanlarında şeffaflık standartlarının belirlenmesi; kamu, sektör ve meslek örgütleri arasında sürdürülebilir bir iş birliği modelinin oluşturulması kritik bir ihtiyaçtır.
Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu (ETMK) YK Başkanı / Sertaç Ersayın
Endüstriyel tasarım alanının bugün karşı karşıya olduğu en önemli yapısal sorun, tasarımın ekonomik değerinin yeterince tanınmaması ve tasarımcı emeğinin fikrî mülkiyet sistemi içinde etkin biçimde korunamamasıdır. Tasarım hizmetinin hâlâ yalnızca biçimlendirme olarak görülmesi; sözleşme, ücretlendirme, mesleki standartlar ve hak sahipliği konularındaki belirsizlikleri artırmaktadır.
2026–2027 döneminde meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının öncelikli rolü; tasarımcıların haklarını savunan ortak standartlar geliştirmek, kamu ve özel sektörde tasarımın stratejik değerine ilişkin farkındalığı yükseltmek ve politika yapıcılarla sürekli diyalog kurmak olmalıdır.
Bu doğrultuda; tasarım hizmetleri için örnek sözleşmeler ve asgari mesleki ilkeler oluşturulmalı, telif ve tasarım tescil süreçleri sadeleştirilmeli, ihale ve satın alma sistemlerinde tasarım emeğini koruyan kriterler uygulanmalıdır. Tasarımcıların hukuki danışmanlığa erişimi güçlendirilmeli, fikrî hak ihlallerine karşı izleme ve destek mekanizmaları kurulmalıdır. Bu çerçevede biz ETMK olarak çalışmalara başladık. Ayrıca tasarım, sanayi, teknoloji ve yaratıcı endüstriler arasında kalıcı iş birlikleri geliştirilerek endüstriyel tasarımın ihracat, markalaşma, sürdürülebilirlik ve rekabet gücüne katkısı görünür hâle getirilmelidir.
İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) YK Başkanı / Tania Sisa
Fotoğraf ve sinema sektörünün en önemli yapısal sorunu, teknolojik gelişim ile kültürel gelişim hızının eş zamanlı ilerlememesidir. Teknolojinin hızlı gelişimi yapay zekanın da desteği ile fotoğraf veya film daha kolay üretilebiliyor. Bu gelişme tabii ki değerli, ancak sanatın düşünsel ve belgesel yönünü asıl besleyen eğitim, eleştiri ve paylaşım ortamlarının gücüdür. Fotoğraf ve sinema sadece görüntü üretme odaklı sanatlar değildir. Bakış açısını geliştirerek, iyi bir gözlem yeteneğini kazanarak, tanıklık etme biçimlerini ve etik kuralları öğrenerek bu bilgileri izleyiciye doğru sunabilmeyi gerektirir.
67 yıldır bu anlayışla, fotoğrafın ve sinemanın teknik becerinin ötesinde, bir ifade biçimi olduğunu, dayanışmayla ve üretimi teşvik eden projelerle gelişen bir kültür olduğunu aktarmaya çalışıyoruz. Sivil toplum örgütlerinin öncelikli rolünün bu kapsam baz alınarak toplum ve idari birimlerce desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Yapay Zekâ Politikaları Derneği (AIPA) Kurucusu ve Başkanı – RECROAI Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı / Zafer Küçükşabanoğlu
Bugün kreatif endüstrilerin karşı karşıya olduğu en önemli yapısal sorun, dijitalleşme ve özellikle yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişmesine karşın telif hakları sisteminin aynı hızda dönüşememesidir. İçerik üretimi artık yalnızca insanlar tarafından değil, yapay zekâ sistemleri tarafından da gerçekleştirilebilmekte; mevcut hukuki ve kurumsal çerçeve ise bu yeni gerçekliğe tam olarak cevap verememektedir. Bu durum, eser sahiplerinin haklarının korunması, adil gelir paylaşımı ve yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi arasında yeni bir denge kurulmasını zorunlu kılmaktadır.
2026–2027 döneminde meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının en önemli görevi, teknoloji ile hak sahiplerini karşı karşıya getiren değil, ortak çözümler üreten bir yaklaşım geliştirmek olmalıdır. Yapay zekâ şirketleri, içerik üreticileri, hukukçular, akademi ve kamu kurumlarını aynı platformlarda buluşturan çok paydaşlı mekanizmalar oluşturulması büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında, yapay zekâ sistemlerinin eğitiminde kullanılan içeriklere ilişkin şeffaflık standartlarının geliştirilmesi, lisanslama modellerinin yaygınlaştırılması ve eser sahiplerinin haklarının dijital ortamda etkin biçimde korunmasına yönelik yeni araçların desteklenmesi gerekmektedir.
Türkiye’nin kreatif endüstrilerde küresel rekabet gücünü artırabilmesi için telif haklarını yalnızca hukuki bir mesele olarak değil; inovasyon, kültür ekonomisi ve dijital dönüşümün temel unsurlarından biri olarak değerlendirmesi gerekmektedir. Güçlü bir telif ekosistemi, hem içerik üreticilerini koruyacak hem de yapay zekâ ve dijital teknolojiler alanında sürdürülebilir bir büyümenin önünü açacaktır.
Önümüzdeki dönemde sivil toplum kuruluşlarının en önemli rolü ise politika geliştirme süreçlerine aktif katkı sunmak, sektörler arasında iş birliğini güçlendirmek, farkındalığı artırmak ve uluslararası iyi uygulamaların Türkiye’ye kazandırılmasına öncülük etmektir. Teknolojik gelişmeleri engellemeden, hak sahiplerini koruyan, şeffaf ve öngörülebilir bir telif sistemi oluşturmak, dijital ekonominin geleceği açısından stratejik bir öncelik olarak görülmelidir.
Film ve Görsel Efekt Yapımcıları Derneği (FİLM YAP) YK Başkanı / Sami Dündar
Meslek örgütleri ve STK’ların öncelikli rolünü birkaç başlık altında toplayabiliriz;
Öncelikle telif haklarının güçlendirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte; dijital platform gelirlerinin şeffaf raporlanması, yeniden kullanım, uluslararası satış ve çevrim içi gösterim gelirlerinin adil paylaşımı, yapay zekâ ile üretilen içeriklerin hukuki statüsünün geliştirilmesi ve ortak lisanslama ve kolektif hak yönetim sistemlerinin güçlendirilmesi öncelikler arasında yer almaktadır.
Bir diğer önemli nokta ise; izleme, ihracat, istihdam ve telif geliri gibi dataların olduğu veri merkezinin oluşturulmasıdır. Göstergelerini düzenli yayımlayan bir “Film ve Görsel-İşitsel Endüstriler Gözlemevi” kurulmasına öncülük edilmelidir.
Yapısal çözüm önerilerimize gelince, önceliğimiz yine telif hakları konusundadır. Telif Takip Sistemi ve eser sahipliğinin doğrulanması, kullanım alanlarının izlenmesi, teliflerin hızlı biçimde tahsil edilip dağıtılması ve gelirlerin şeffaf biçimde takip edilmesi, gelir alanlarında blokzinciri veya gelişmiş veri yönetimi ile dijital hak yönetim altyapıları kurulmalıdır. Tüm bu başlıkların yanında acil çalışılması gereken konulardan biri de Yapay Zekâ ve Telif Politikası’nın oluşturulmasıdır.
Dijital Kültür ve Ekran Endüstrileri Derneği (DİKED) YK Başkanı / İlknur Doruker
Yaratıcı endüstrilerin bugün karşı karşıya olduğu en temel yapısal sorun, dijital dönüşümün üretim biçimlerini hızla değiştirirken telif, hak yönetimi ve yaratıcı emeği koruyan mekanizmaların aynı hızda gelişememesidir.
Bu nedenle sivil toplum kuruluşları kadar sektörün ortak akıl geliştiren festival ve diyalog platformlarının da bu dönüşüme yön veren aktif aktörler olması gerektiğine inanıyorum. Bu yıl DFFI 2026’da “Sinemada İnsan Merkezli Dijital Dönüşüm, Yaratıcılık ve Paylaşılan Sorumluluk” temasıyla, dijital dönüşümü yalnızca teknolojik bir değişim olarak değil; kültürel, etik ve yaratıcı bir dönüşüm alanı olarak ele alıyoruz. Telif hakları ve yapay zekâ çağında yaratıcı emeğin korunması da festivalimizin temel tartışma başlıkları arasında yer alıyor. Kurucu Başkanı olduğum DİKED ile ise multidisipliner projeler geliştirmeyi, telif ve dijital haklar odağında araştırmalar, sektörel raporlar ve politika önerileri üretmeyi; kamu, akademi, özel sektör ve sivil toplum arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurarak insan merkezli dijital dönüşüme katkı sunmayı hedefliyoruz.
Pazarlama İletişimcileri Derneği (PİD) YK Üyesi / Yaşar Şeki
34 yıllık sektör deneyimim bana gösterdi ki en önemli yapısal sorunumuz, yaratıcı düşüncenin ve fikrî emeğin yeterince korunamaması. Etkinlik sektörü artık sadece organizasyon değil; fikir, tasarım ve deneyim üreten bir yaratıcı endüstri. Ancak bu üretimin karşılığını alamadığı bir ortamda sürdürülebilir gelişimden söz etmek mümkün değil. PİD ve YEKON olarak bunu takip etmek ve çözüm üretmek, sektörümüze karşı en önemli sorumluluklarımızdan biridir. Önümüzdeki dönemde telif hakları konusunda ortak bir bilinç oluşturmalı, etik rekabeti güçlendirmeli ve yaratıcı üretimi koruyan standartların oluşmasına öncülük etmeliyiz. Yaratıcı düşünceyi ve emeği koruyup değerli hâle getirebilirsek, ancak o zaman sektörümüzün gelişmesini, uluslararası rekabet gücünü artırmasını ve geleceğe güvenle taşınmasını sağlayabiliriz.
Hak, veri ve sürdürülebilirlik eksenindeki bu ortak gündemi Kreaktivist’in 21. sayısında okuyabilirsiniz.









