Paylaş:
Turizm dünyasında başarı kriterleri sessiz ama derinden bir dönüşüm geçiriyor. Ülkelerin ziyaretçi sayısı kadar her bir ziyaretçinin bıraktığı ekonomik iz ve yarattığı katma değer mercek altına alınıyor. Mastercard’ın her yıl düzenli açıkladığı Turizm Trendleri Raporu verileri bu dönüşümün izlerini her geçen yıl daha belirgin şekilde ortaya koyuyor. Bu değişimde öne çıkan alanların başında kongre turizmi ve bu alanda gelen ziyaretçilerin harcamaları dikkat çekiyor. Kongre, fuar ve etkinlik odaklı seyahatleri kapsayan MICE sektörü; yüksek harcama kapasitesine sahip ziyaretçi profili ve farklı sektörlere yayılan ekonomik etkisiyle dikkat çekiyor. Otellerden havacılığa, tasarımdan lojistiğe kadar geniş bir ekosistemi besleyen bu alan, Türkiye’nin 2025 turizm vizyonunda stratejik bir anahtar konumunda. İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı Genel Müdürü Deniz Dikkaya konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, bu alanın bir gezi faaliyeti olduğunu ve şehir ekonomisine yüksek gelirli bir katkı sağladığını belirtti.
Kongre Turizmi Şehir Ekonomisini Güçlendiriyor
Dikkaya, bu sektörün küresel ölçekte 3 ila 4 trilyon dolarlık bir ekonomi oluşturduğunu aktardı. Kongre ve etkinlik odaklı seyahatlerin en önemli farklarından biri, ziyaretçi başına yapılan harcamanın yüksek olması. Deniz Dikkaya, klasik bir turistin Türkiye’de ortalama 1000 dolar seviyesinde harcama yaptığını, kongre ziyaretçilerinde ise bu rakamın 4000 dolara kadar çıkabildiğini söyledi. Bu harcamaların yalnızca konaklama ile sınırlı kalmadığını belirten Dikkaya; yeme içme, ulaşım, alışveriş ve hizmet sektörlerinde de önemli bir ekonomik hareketlilik oluştuğunu ifade etti. Organizasyonların şehir ekonomisine sağladığı katkının bu nedenle yüksek olduğunu vurguladı.
2025 Yılında 13 Milyar Dolarlık Katkı
Türkiye’nin 2025 yılında yaklaşık 65 milyar dolarlık turizm geliri elde ettiğini aktaran Dikkaya, bunun yaklaşık yüzde 20’sinin MICE sektöründen geldiğini açıkladı. Buna göre yıl boyunca kongre turizmi ve etkinlik faaliyetlerinden yaklaşık 13 milyar dolarlık gelir sağlandı. İstanbul’un bu alandaki en güçlü merkezlerden biri olduğunu belirten Dikkaya, şehrin ulaşım altyapısı, otel kapasitesi ve organizasyon deneyimiyle uluslararası etkinlikler açısından önemli avantajlar taşıdığını söyledi. İstanbul’un farklı kıtaları birbirine bağlayan konumu sayesinde küresel organizasyonlar için güçlü bir merkez olma potansiyeli taşıdığını ifade etti.
Rekabette Teşvikler Belirleyici Oluyor
Formula 1 gibi büyük organizasyonların yalnızca spor etkinliği olarak değerlendirilmesi eksik kalacaktır; bu tür organizasyonlar turizm ekonomisini doğrudan etkiliyor. Büyük etkinlikler otellerden restoranlara, ulaşım sektöründen tedarik zincirine kadar geniş bir ekonomik hareketlilik oluşturuyor. Küresel kongre turizmi ve etkinlik sektöründe rekabet giderek artıyor. Organizasyon planlayan kurumlar artık yalnızca destinasyonun fiziksel imkanlarına bakmıyor, sunulan teşviklere de odaklanıyor. Özellikle ulaşım kolaylığı, maliyet avantajı ve kamu destekleri karar süreçlerinde önemli rol oynuyor.
Türkiye’nin bu alandaki rekabet gücünü artırabilmesi için daha güçlü tanıtım ve destek politikalarına ihtiyaç olduğu aşikâr. Kongre turizmi, yalnızca turizm gelirini artıran bir alan olarak görülmüyor. Aynı zamanda şehirlerin uluslararası görünürlüğünü güçlendiren, hizmet sektörünü yıl boyunca canlı tutan ve ekonomik çeşitlilik oluşturan stratejik bir alan olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre Türkiye; sahip olduğu coğrafi konum, gelişmiş konaklama altyapısı ve ulaşım ağı sayesinde bu pazarda daha büyük pay alabilecek ülkeler arasında yer alıyor. Özellikle İstanbul’un küresel organizasyon pazarında daha güçlü bir konuma ulaşması için uluslararası tanıtım çalışmalarının artırılması ve büyük ölçekli etkinliklerin desteklenmesi gerekiyor.








