Paylaş:
Tasarım, modern dünyada form ve fonksiyonun birleşiminden fazlası; duyguların, anıların ve atmosferin inşa edildiği derin bir düşünme pratiği olarak tanımlanıyor. Mimarlık ve tasarım iletişiminde vizyoner projeler üreten ArcheThink tarafından hayata geçirilen Bir Tasarım Problemi serisi, sekizinci buluşmasında bu görünmez bağları mercek altına aldı. SALT Galata’nın ilham verici atmosferinde gerçekleşen etkinlik, tasarımın sonuçlardan öte, kullanıcıyla kurulan duygusal bir bağ olduğunu bir kez daha kanıtladı. Farklı disiplinlerden gelen uzmanların katılımıyla zenginleşen program, yaratıcı endüstri profesyonelleri ve tasarım meraklıları için ufuk açıcı bir zemin sundu.
Disiplinlerötesi Bir Perspektif: Bir Tasarım Problemi
ArcheThink kurucusu Selin Uysal’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlik, tasarımı tek bir disiplinin dar sınırlarından kurtararak kolektif bir zekâ alanına taşıdı. Uysal, tasarım süreçlerinin ardındaki katmanları açmanın önemine değinirken, her yeni edisyonda üretimin zihinsel evrimini takip ettiklerini vurguladı. Bu edisyonda odak noktası, nesnelerin ötesine geçerek mekânın ve ürünün insan psikolojisi üzerinde bıraktığı o tanımlanması zor “hissiyat” oldu. Bir Tasarım Problemi, tasarımın statik bir çözümden ziyade, sürekli gelişen ve nefes alan bir deneyim tasarımı olduğunu katılımcılara samimi bir dille aktardı.
Dijitalden Fiziksele: Algı ve Deneyim Katmanları
Oyun Tasarımcısı Eray Dinç, dijital evrenlerin sanılanın aksine ne kadar “mekânsal” olabileceğini gösterdi. Sinema ve oyun arasındaki geçirgen yapıyı “Nazar” projesi üzerinden anlatan Dinç, oyuncuyu pasif bir izleyiciden aktif bir anlatıcıya dönüştürmenin yollarını paylaştı. Işık, zaman ve algı üzerinden kurgulanan bu deneyim, İstanbul ve Londra gibi kentleri dijital birer oyun alanına dönüştürürken, teknolojinin atmosfer yaratma gücünü gözler önüne serdi. Oyunun sadece bir eğlence değil, zihinsel bir üretim pratiği olduğu tezi, etkinliğin en dikkat çekici başlıklarından biriydi. Endüstriyel Tasarımcı Merve Nur Sökmen ise odağını günlük yaşamın en somut parçalarına çevirdi. Özellikle mekânın estetiğini bozan bir nesne olarak görülen klimaların, kullanıcı deneyimi odaklı nasıl yeniden kurgulanabileceğini anlattı. Sökmen’e göre tasarım, huzur ve sürdürülebilirlik gibi kavramları bir ürünün içine gizleyerek mekânın ruhunu doğrudan etkileyen gizli bir kahramandı.
Mimari Hafıza: Karanlıktan Aydınlığa Yolculuk
Mimar Ömer Selçuk Baz, Manisa Kurtuluş Müzesi projesi üzerinden mimarlığın bir “hafıza anlatısı” kurma gücünü katılımcılarla paylaştı. Müzenin sadece eserlerin sergilendiği bir yapı olmadığını; boşluklar, ışık oyunları ve malzeme seçimleriyle tarihsel bir yangının izlerini taşıyan bir deneyim tüneli olduğunu belirtti. Karanlıktan aydınlığa ilerleyen bu mekânsal kurgu, mimarlığın insanı zaman ve mekân arasında nasıl bir yolculuğa çıkarabileceğini somut bir örnekle sundu. Bir Tasarım Problemi etkinliğinin bu edisyonu, tasarımın dokunduğu her alanda yarattığı o görünmez etkiyi, profesyonel ama bir o kadar da içten bir dille tartışmaya açtı. Tasarımın estetik seçimlerden çok daha fazlası olduğunu hatırlatan bu buluşmanın ardından, yaratıcı endüstri tutkunları şimdiden sonbaharda gerçekleşecek bir sonraki edisyonu beklemeye başladı.
Eğer bu ilham verici sunumları kaçırdıysanız, serinin tüm bölümlerini @BirTasarimProblemi YouTube kanalından izleyebilir veya sosyal medya hesapları üzerinden güncel içeriklere ulaşabilirsiniz.








