Paylaş:
Türkiye’nin Dinamik Yaratıcı Ekonomi Haritası Çıkarıldı

Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği’nin mali iş birliğiyle hayata geçirilen, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yürüttüğü “Türkiye’de Yaratıcı Ekonominin Uygun Şekilde Dönüştürülmesi için Kapasite Geliştirme Projesi” (Inspire), İstanbul’da düzenlenen geniş katılımlı bir kapanış töreniyle taçlandırıldı. Hilton Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirilen tören, kamu kurumları, yaratıcı endüstri temsilcileri, uzmanlar ve paydaşların katılımıyla düzenlendi. Gün boyu süren programda, yaklaşık 2,5 yıl süren INSPIRE sürecinde geliştirilen politika yaklaşımları, Türkiye’nin yaratıcı ekonomi potansiyeli, proje çıktıları ve uluslararası perspektifler paylaşıldı.
Törenin açılışında konuşan Inspire Proje Direktörü Başak İsbir Karaman, GIZ International Services, Atölye ve Goethe Institute konsorsiyumu tarafından yürütülen projenin, kanıt temelli yaklaşımlarla kurumlar arası iş birliğini güçlendirdiğini vurguladı. Karaman, 2,5 yıllık uygulama sürecinin sadece teknik bir başarı değil, sürdürülebilir ve yenilikçi bir geleceğin temeli olduğunu belirterek tüm paydaşlara teşekkürlerini sundu.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Proje Yönetimi Daire Başkanı Abdülkadir Güventürk ise projenin mali ve stratejik çerçevesine dair önemli veriler paylaştı. Rekabetçi Sektörler Programı altında 2,8 milyon euro bütçe ile desteklenen Inspire projesinin; ekosistem aktörlerinin haritalanması, strateji dokümanlarının hazırlanması ve sürdürülebilir yönetişim modellerinin kurulması açısından kritik bir rol oynadığını ifade etti. Güventürk, projenin en somut çıktısının “Türkiye Yaratıcı Ekonomi Stratejisi” olduğunu belirterek, kamu kurumları ve ekosistem aktörlerinin rollerinin artık çok daha net tanımlandığı yeni bir yönetişim yaklaşımı oluşturulduğunu vurguladı.
8,1 Milyar Doları Aşan İhracat Hacmi
Kalkınma Ajansları Genel Müdürü Ahmet Şimşek, Türkiye’nin yaratıcı ekonomideki devasa ivmesine dikkat çekerek çarpıcı istatistikler paylaştı. Türkiye’nin maddi olmayan varlıklarda dünyada dördüncü sırada, marka ve endüstriyel tasarımlarda ise birinci sırada yer aldığını belirten Şimşek, 8,1 milyar doları aşan ihracat hacmi ve 150’den fazla ülkede 1 milyar izleyiciye ulaşan dizi sektörüyle Türkiye’nin yaratıcı rüştünü dünyaya ispatladığını söyledi. Şimşek, Avrupa Birliği’nde yaratıcı endüstrilerin GSYH payı %4,2 iken Türkiye’de bu oranın henüz %1,5 düzeyinde kaldığını, bu farkın ise muazzam bir büyüme potansiyeline işaret ettiğini hatırlattı.
Kalkınma Ajansları aracılığıyla bugüne kadar sektöre toplamda 4,9 milyar lira destek sağlandığını kaydeden Şimşek; tasarım, moda, oyun ve görsel prodüksiyon altyapılarına yönelik teşviklerin kararlılıkla devam edeceğini duyurdu. Ayrıca, “Anadoludakiler” projesiyle yerel zanaat mirasının modern tasarım becerileriyle harmanlandığını ve yüksek katma değerli birer ekonomik araca dönüştürüldüğünü belirtti.

Veriye Dayalı Yeni Bir Ekosistem
Kapanış töreninde “Türkiye’de Yaratıcı Ekonominin Dinamik Haritalandırılması” raporu, Inspire Takım Lideri Laetitia Manach ve Kilit Uzman Doç. Dr. Gökçe Dervişoğlu Okandan tarafından katılımcılarla paylaşıldı. Gerçekleştirilen teknik analiz sunumu, projenin sadece bir kapanış değil, Türkiye’nin yaratıcı endüstrileri için proaktif bir politika sürecine geçişin ve zihniyet dönüşümünün simgesi olduğunu ortaya koydu. Proje, sürdürülebilirliği sağlamak adına dört ana stratejik temel üzerine inşa edildi.
Projenin en dikkat çekici teknik çıktılarından biri, Birleşik Krallık’taki “Policy Evidence Center” (PEC) modeline dayanan ve Türkiye’de ilk kez uygulanan dinamik yaratıcı ekonomi haritalaması oldu. TÜİK ile imzalanan özel bir protokol sayesinde, daha önce erişilemeyen veya “varlığı bile bilinmeyen” veriler analiz edilerek sektör için güvenilir bir analitik referans noktası oluşturuldu. Bu akademik taban, kararların kişisel tahminlere değil, somut verilere dayandırılmasını sağlayan bir “credible framework” (güvenilir çerçeve) sundu.

Yönetişimde Devrim: Siloların Yıkılması
Projenin kalıcı mirası olarak nitelendirilen en somut adım, “Yaratıcı Ekonomi Yönetişim Kurulu”nun resmen hayata geçirilmesi oldu. John Newbigin gibi uluslararası uzmanların liderliğinde ve “Policy Labs” (Politika Laboratuvarları) metodolojisiyle tasarlanan bu yapı, kurumlar arası “siloları” yıkarak bütüncül bir strateji izlenmesini hedeflemekte. Bu kurul, proje döngüleri sona erse bile yaratıcı ekonomi ajandasının kamu nezdinde sürekliliğini teminat altına alacak. Proje ekibi, gelecek vizyonunu kurumsallaşma, ölçeklendirme ve bölgesel kapsayıcılık olarak tanımladı. Türkiye’nin büyümesinin sadece üç büyük şehirle sınırlı kalmaması, yerel merkezlerin ve yaratıcı hub’ların desteklenmesi gerektiği teknik bir gereklilik olarak sunuldu. Inspire web sitesi üzerinden erişime açılan eğitim içerikleri ve strateji belgeleri, yaratıcı liderlerin yetiştirilmesi için dijital bir kütüphane görevi görecek. Kapanışta paylaşılan temel mesaj ise netti: “İvmenin devam etmesi için kanıtı canlı tutun, koordinasyonu sürdürün ve insan sermayesine yatırım yapmaya devam edin”.
Yaratıcı Ekonomi: Geleceğin Yakıtı ve Türkiye’nin Stratejik Dönüşümü
Törende “Türkiye’de Yaratıcı Ekonomi İçin Kalıcı Politika Değişikliklerinin Temellerini Atmak” başlıklı konuşmasıyla yer alan uluslararası danışman John Newbigin, yaratıcı ekonominin sadece kültürel bir alan değil, büyüme ve istihdam odaklı bir gelecek stratejisi olduğunu vurguladı. Newbigin, yaratıcı ekonominin çoğu ülkede sadece Kültür Bakanlığı sorumluluğunda görüldüğünü, ancak bu alanın Türkiye’de Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sahiplenilmesinin stratejik açıdan oldukça isabetli ve takdire şayan bir yaklaşım olduğunu belirtti. Konuşmasında Türkiye’nin 12. Ulusal Kalkınma Planı’na atıfta bulunan Newbigin, planın yaratıcı ekonominin ana sütunları olan telif hakları, fikri mülkiyetin (IP) korunması ve mikro işletmelerin desteklenmesi konularıyla tam bir uyum içinde olduğunu ifade etti. Fikirlerin ürünlerden daha önemli olduğu bu yeni ekonomi modelinde, tasarımın yaratıcılık ile inovasyon arasındaki “hayati köprü” olduğunu savundu. World Economic Forum verilerine dayanarak; tasarım, pazarlama ve markalaşmanın en az Ar-Ge yatırımları kadar güçlü inovasyon iticileri olduğunu hatırlattı.
Yaratıcı ekonominin fabrikalar yerine mikro işletmeler ve serbest çalışanlar tarafından domine edildiğini belirten Newbigin, bu yapının geleneksel vergi ve sosyal güvenlik sistemlerinde reform gerektirdiğini analiz etti. Türkiye’de hayata geçirilen “Yaratıcı Ekonomi Yönetişim Kurulu”nu, kamu ve özel sektör arasındaki siloları yıkacak kritik bir mekanizma olarak nitelendirdi. Ayrıca, sektörün hibe ve sübvansiyonlar yerine, finansal yönetimi disipline eden düşük faizli krediler ve mali teşviklerle desteklenmesinin daha etkin sonuçlar vereceğini savundu.

Kültür, Sürdürülebilirliğin Dördüncü Sütunu
Programın sonunda sunumuyla yer alan Selina Eileen Kahle, Almanya’nın Kültürel ve Yaratıcı Endüstriler (CCI) alanındaki çeyrek asırlık yolculuğunu analitik ve bilgilendirici bir bakış açısıyla özetledi. Kahle’nin “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarından Uygulamaya” başlıklı sunumu, klasik üç sütunlu (ekonomik, ekolojik, sosyal) sürdürülebilirlik modelini dönüştürerek, kültürü bu yapının dördüncü vazgeçilmez sütunu olarak konumlandırdı. Kahle’nin sunumundaki en teknik ve yenilikçi bölüm, üniversite bünyesinde yürütülen “Etki Ölçümü” (Impact Measurement) araştırmasıydı. Ekonomide kullanılan “Etki Değer Zinciri” modelini kültür sektörüne uyarlayan Kahle; projelerin eğitim (SDG 4), sürdürülebilir şehirler (SDG 11), sağlık (SDG 3) ve ortaklıklar (SDG 17) üzerindeki uzun vadeli etkilerinin nasıl veriye dökülebileceğini açıkladı. Özellikle “İklim İçin Kültür” programı kapsamındaki Tandem projeleri, yaratıcı profesyoneller ile sürdürülebilir işletmeleri eşleştirerek bölgesel kalkınmada yeni bir model sundu.

“Türkiye’de Yaratıcı Ekonominin Dinamik Haritalandırılması” Erişime Açıldı
Kapanış töreninde içeri paylaşılan “Türkiye’de Yaratıcı Ekonominin Dinamik Haritalandırılması” raporu projenin web sitesi üzerinden erişime açıldı. Ocak 2026 tarihli bu kapsamlı belge, Birleşik Krallık merkezli NESTA’nın “Dinamik Haritalama” metodolojisini Türkiye bağlamına uyarlayarak yaratıcı işgücünün detaylı bir röntgenini çekiyor. Raporun metodolojik temelinde yaratıcı işgücünü “uzmanlık gerektiren”, “tamamlayıcı” ve “destekleyici” roller olarak üçe ayıran “Yaratıcı Üçlü” (Creative Trident) modeli yer alıyor.
TÜİK mikro veri setleri üzerinden yürütülen analizler, 2022 yılı itibarıyla yaratıcı endüstrilerde toplam 445.039 ücretli çalışanın istihdam edildiğini ortaya koyuyor. Sektörel dağılımda bilgisayar programlama faaliyetleri (NACE 6201), %28,73’lük pay ile istihdamın lokomotifi konumunda bulunuyor. Yaratıcılığın işin özünde bulunma oranını ölçen “yaratıcı yoğunluk” analizinde ise %60,48 ile fotoğrafçılık ve %59,72 ile televizyon programcılığı zirveye yerleşiyor. Rapora göre, tam 15 alt sektör NESTA’nın %30’luk yoğunluk eşiğini aşarak “yaratıcı endüstri” statüsünü bilimsel verilerle tescillemiş durumda.
Yaratıcı mesleklerin tanımlanmasında; süreç yeniliği, mekanizasyona direnç, tekrarlanamazlık, değer zincirine katkı ve yorumlama yeteneği gibi beş altın kriter aktif olarak kullanılıyor. Tasarımın, yaratıcılık ile inovasyon arasındaki hayati köprü olduğu belirtilirken; yaratıcı endüstrilerin katma değerli büyümedeki rolü “gelecek yakıtı” olarak tanımlanıyor. Analizdeki en önemli sınırlılık ise uluslararası sınıflandırma uyumu beklenen serbest çalışanların (freelancer) ve kamu çalışanlarının veri kısıtları nedeniyle henüz kapsanamamış olmasıdır.
Hedef; “Oyun Kurucu” Aktör Olmak
Gelecek vizyonu için hazırlanan stratejik yol haritası, kurumlar arası “silo” yaklaşımlarını yıkarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda bütüncül bir yönetişim modeli öneriyor. Türkiye’nin yaratıcı ekonomisinin sadece İstanbul odaklı kalmaması, yerel zanaat mirasının teknolojiyle harmanlandığı bölgesel yaratıcı hub’ların kararlılıkla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Rapor, kanıta dayalı politika üretiminin ilk ana referans noktasını oluşturarak, Türkiye’nin küresel yaratıcı ekonomide “oyun kurucu” aktör olma hedefini destekleyerek güçlendiriyor.
Inspire projesinin bu teknik mirası, veriye dayalı stratejilerle Türkiye’nin kültürel ve dijital üretimini küresel rekabette yeni bir boyuta taşıyor. Yaratıcılığın kullandıkça tükenen bir kaynak değil, aksine kullanıldıkça büyüyen sonsuz bir sermaye olduğu gerçeği, hazırlanan bu raporla akademik bir kesinliğe kavuşurken sektörel standartları belirliyor. Türkiye, zengin birikimini bu stratejik haritayla geleceğin dijital ve yeşil dönüşümüne hazırlayarak rekabetçi gücünü dünyaya ispatlıyor. Bu dinamik süreç, sadece bugünü değil yarının yaratıcı ekonomisini de inşa ederek ülkenin kalkınma hamlesine çok değerli katkılar sunmayı hedefliyor.









