Paylaş:
72. Sait Faik Hikaye Armağanı sahiplerini buldu. Türk edebiyatının en köklü ödülleri arasında gösterilen organizasyonda Başak Arslan, Sardunyalar Güneşe Bayılır adlı kitabıyla yılın ödülüne değer görülürken, Vecdi Çıracıoğlu da Doğan Hızlan Özel Ödülü’nün sahibi oldu. Pera Palas’ta düzenlenen törende edebiyat, yayıncılık ve kültür sanat dünyasından çok sayıda isim bir araya geldi.
Darüşşafaka Cemiyeti, Türkiye İş Bankası ve İş Bankası Kültür Yayınları iş birliğiyle düzenlenen ödül töreni, Sait Faik Abasıyanık’ın edebiyat mirasını yeniden gündeme taşıdı. Bu yıl rekor başvurunun yapıldığı yarışmada jüri, Başak Arslan’ın yalın dili ve güçlü atmosfer kurma becerisiyle öne çıkan kitabını ödüle layık gördü. Rumelikavağı’ndaki balıkçıların yaşamını odağına alan Maviden-Deniz Güzeldir ise özgün anlatımıyla dikkat çekti.
Hikaye Armağanı edebiyat dünyasını buluşturdu
Törende konuşan Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali, edebiyatın insanı anlamak için güçlü bir araç olduğunu vurguladı. Okuma kültürünün yalnızca bireysel gelişim için değil, toplumsal hafıza açısından da önemli olduğunu belirten Bali, Türkiye’de kitap üretiminin sanılandan çok daha güçlü bir ivme taşıdığını ifade etti. Okuma sevgisinde çocukluğunda gaz lambasının ışığında kitap okuyan annesinin etkisine ve annesinin hatırasını yaşatmak için memleketi İslahiye’de cezaevinden dönüştürdükleri kütüphaneye değinen Bali, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnsana dokunmayan rakamlara dokunamaz. Sayılar birçok şeyi ölçebilir ama anlam üretemez. Anlam ancak insanla, insanın duygularına, düşüncelerine, yüreğine hitap etmekle mümkün olur. Eğer bilgi artarken bilgelik de artsın istiyorsak okumalıyız, çoklu okumalıyız ve daha da önemlisi doğrulanmak için değil yanlışlanmak için okumalıyız.”
Armağan için başvuru sayısındaki önemli artışın, edebiyat dünyasında alttan alta devam eden bir devinimin işareti olduğunu vurgulayan Bali, bu yıl 70. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Kültür Yayınları’nda 2025’te 2.555 başlık altında 16,5 milyon kitap basıldığını belirterek, “ ‘Türkiye’de kitap okunmuyor’ diye klasik bir algı vardır. ‘Türkiye’de kitap okunmuyor’ diyenler okumuyordur. Çünkü o dünyanın farkında değiller” dedi.
Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Güleç ise Sait Faik’in eserlerinden elde edilen gelirlerin yıllardır çocukların eğitimine katkı sunduğunu hatırlattı. Seçici Kurul Onursal Başkanı Doğan Hızlan da konuşmasında, Sait Faik’in edebiyat tarihindeki yerinin yalnızca güçlü yazarlığından değil, insanlara yaklaşımındaki samimiyetten kaynaklandığını söyledi. Hızlan, kendi adına verilen özel ödülün genç ve üretken kalemleri görünür kılmasından memnuniyet duyduğunu dile getirdi.
72. Sait Faik Hikaye Armağanı kazananı Başak Arslan, ödülün kendisi için önemli bir motivasyon olduğunu söyledi. Yazım sürecinde birçok kez metne geri döndüğünü anlatan Arslan, bu ödülün yazmaya devam etmesi için güçlü bir işaret taşıdığını ifade etti. Vecdi Çıracıoğlu ise çocukluk yıllarından beri Sait Faik’i kendisine yol gösteren bir yazar olarak gördüğünü belirtti.
1955 yılında Makbule Abasıyanık tarafından kurulan Sait Faik Hikaye Armağanı, bugün hâlâ Türk öykücülüğünün en saygın ödülleri arasında yer alıyor. Bu yılki seçici kurulda İhsan Yılmaz, Faruk Duman, Cemil Kavukçu, Nazan Aksoy, Seval Şahin, Adnan Bali ve Beşir Özmen yer aldı. Başak Arslan, 1979 yılında Ankara’da doğdu ve eğitim hayatının ardından farklı dergilerde yayımlanan öyküleriyle dikkat çekti. Notos, Lacivert, Oggito ve Kitap Eki gibi yayınlarda yer alan metinlerinde gündelik hayatın kırılgan yönlerini sade bir anlatımla ele aldı. İlk kitabıyla böylesine önemli bir ödüle ulaşması, çağdaş öykücülük açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Vecdi Çıracıoğlu ise mühendislik, futbol ve balıkçılık deneyimlerini yıllar boyunca edebiyat üretimine taşıdı. Roman, biyografi, çocuk kitabı ve öykü türlerinde eserler veren yazar, özellikle deniz insanlarını ve kıyı yaşamını merkeze alan anlatılarıyla tanınıyor. Ödül töreni boyunca Sait Faik’in insanı merkeze alan yaklaşımının yeni kuşak yazarlar üzerindeki etkisi de sıkça vurgulandı. Organizasyonun ardından gerçekleştirilen imza ve söyleşi bölümünde okurlar, yazarlarla bir araya geldi. Tören, genç öykücülerin üretimlerini destekleyen bu uzun soluklu geleneğin, Türkiye’de edebiyat kültürünü canlı tutmaya devam ettiğini bir kez daha gösterdi.










