Paylaş:
Avrupa Film Pazarı (EFM) bu yıl, bağımsız sinemanın en agresif alıcılarından biri olan Rusya pazarındaki sert rüzgârların gölgesinde açıldı. Son birkaç yıldır ABD stüdyolarının çekilmesiyle oluşan boşluğu bağımsız yapımlarla dolduran Rus dağıtımcılar, artık yeni bir mali ve ideolojik denklemin eşiğinde. Yeni vergi düzenlemeleri ve sıkılaşan denetim mekanizmaları, global film ihracatı dengelerini kökten sarsacak bir döneme işaret ediyor. 2022 yılındaki Ukrayna işgaline tepki olarak başlayan gayriresmi boykotlara rağmen, birçok bağımsız satış temsilcisi Rusya ile iş birliğini sürdürmüştü. Ancak 1 Ocak itibarıyla yürürlüğe giren yeni vergi yasası, “dost olmayan ülkelerden” yapılan içerik alımlarına %25 ek gelir vergisi yükümlülüğü getirerek bu ticari hattı oldukça zorlaştırıyor.
Geleneksel Değerler Kıskacında Film İhracatı
Pazardaki tek engel maliyet artışları değil. Rusya’da 1 Mart itibarıyla yürürlüğe girecek olan “geleneksel ve ahlaki değerler” yasası, içerik seçiminde belirsizliği artırıyor. LGBTQ içerikleri, uyuşturucu kullanımı, şiddet ve intihar gibi temalar, Rus sansür kurulu tarafından titizlikle eleniyor. Eskiden birkaç gün içinde alınan gösterim belgelerinin süresi artık bir aya kadar uzayabiliyor. Bu durum, Rusya’ya yönelik film ihracatı gerçekleştiren şirketlerin sözleşmelerine “iptal veya değişiklik” maddeleri eklemesine neden oluyor. Arna Media CEO’su Nadezda Motina, hükümetin geleneksel aile yapısını ve çocuk sahibi olmayı teşvik eden politikalarının sinema üzerindeki etkisini vurguluyor. Siyasetin odağındaki bu muhafazakâr dönüş, özellikle dramatik ve marjinal hikâyelerin pazara girişini kısıtlıyor.
Piyasadaki Pragmatik Dönüşüm ve Gelecek Senaryoları
Tüm bu zorluklara rağmen, piyasada hala iyimser bir duruş sergileyenler de var. Concourse Media CEO’su Matt Shreder gibi profesyoneller, pazarın “aşırı ısınmış” eski halinden çıkıp daha disiplinli ve analitik bir yapıya büründüğünü savunuyor. Rusya’ya yönelik film ihracatı rakamları incelendiğinde, 2025 yılında Fransız yapımları için bu bölgenin dördüncü en büyük pazar olması, talebin hala canlı olduğunu kanıtlıyor. Sonuç olarak bağımsız sinema, Rusya’daki bu yeni dönemde daha seçici ve temkinli bir yol izliyor. Kültürel bağları koruma arzusu ile ekonomik gerçekler arasındaki bu hassas denge, önümüzdeki yıllarda global film ihracatı stratejilerinin en önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek. Pazarın doruk yıllarındaki teklif savaşları yerini, çok daha rasyonel ve risk odaklı bir ticaret anlayışına bırakıyor.










