Paylaş:
Yüzyıllardır medeniyetlerin beşiği olan Anadolu, kaybolan mirasına yeniden kavuşmanın gururunu yaşıyor. ABD’de yürütülen hukuki, bilimsel ve diplomatik mücadeleler neticesinde Türkiye’ye iade edilen 100 kültür varlığı, İstanbul Arkeoloji Müzelerinde düzenlenen görkemli bir buluşmayla kamuoyuna tanıtıldı. Tarihî eser kaçakçılığına karşı yürütülen bu kararlı çalışma, geçmişin yağmalanan izlerini silerken ait oldukları topraklara dönen eserlerin büyüleyici hikâyelerini gözler önüne seriyor.
Kaçırılan Mirasın Peşinde…
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Manhattan Bölge Savcılığı ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Biriminin (HSI) ortak çalışmaları, tarihi bir başarıya imza attı. Mayıs 2026’da ABD’de bir müzayede evinde satılmak istenen Anadolu kökenli parçalar, sunulan sarsılmaz bilimsel kanıtlar sayesinde satıştan çekilerek koruma altına alındı. Sürecin sonunda iadesi tamamlanan 100 kültür varlığı, ait olduğu coğrafyanın kültürel bütünlüğünü tamamlamak üzere İstanbul’a getirildi.

İade edilen en değerli gruplardan birini Tokat’ın Erbaa ilçesinde yer alan Horoztepe kökenli eserler oluşturuyor. MÖ 2300 ile 2000 yıllarına tarihlenen bu parçalar, Erken Tunç Çağı Anadolu insanının yüksek metal işçiliğini gözler önüne seriyor. Törensel müzik aletleri, metal kaplar ve silahlardan oluşan bu nadide grup, yaklaşık 70 yıl süren ayrılığın ardından bilimsel çalışmalar yardımıyla ait olduğu topraklara döndü. Aynı şekilde Burdur’un Düver Köyü kökenli 44 adet pişmiş toprak mimari levha da Getty Müzesi dahil çeşitli koleksiyonlardan geri alınarak ait olduğu koleksiyona eklendi.
- Horoztepe Eserleri: MÖ 2300-2000 dönemine ait 40 metal işçiliği örneği
- Düver Levhaları: MÖ 6. yüzyıl Arkaik Dönem mimari süslemeleri
- Aphrodisias Portresi: 1976 tarihli polis tutanağıyla izi sürülen özel parça
“Kaçış Yok: Boubon” Sergisi ve Yıllar Sonra Gelen Kavuşma
Tanıtım programının en dikkat çekici ayaklarından birini, Burdur’un Gölhisar ilçesindeki Boubon Antik Kenti’nden çıkarılan bronz heykellerin hikâyesi oluşturdu. 1960’lı yıllarda kaçak kazılarla gövdelerinden, başlarından ve uzuvlarından ayrılarak dünyanın dört bir yanına kaçırılan Roma imparatorları heykelleri, “Kaçış Yok: Boubon” sergisinde ilk kez bir araya geldi. Lucius Verus, Septimius Severus, Caracalla ve Marcus Aurelius’a ait heykeller, tarihî adaletin tecelli edişinin somut birer simgesine dönüştü. İbecik Köyü sakinlerinin yıllar önceki tanıklıklarından ayak kalıplarındaki metal uyumuna, toprak ve kurşun izotop analizlerinden arşiv kayıtlarına kadar yürütülen bilimsel süreçler, heykellerin Boubon kökenli olduğunu kanıtladı. Prof. Dr. Jale İnan’ın başlattığı araştırmalar, Özgen Acar’ın gazetecilik takibi ve uluslararası araştırmacıların katkıları, bu parçalanmış heykellerin hikâyesini tamamladı.

Kültür Varlığı Mücadelesi
Bakanlık uzmanlarının, arkeologların, diplomatların ve uluslararası kurumların omuz omuza yürüttüğü bu süreç, eserleri cam bölmeler arkasında sergilemenin ötesinde bir anlam taşıyor. Kaçırılan her bir kültür varlığı, doğduğu ve biçimlendiği medeniyetin diğer unsurlarıyla buluşarak kendi hikâyesini anlatmaya devam ediyor. Türkiye, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan değerlerin izini sürmekte ve uluslararası hukuk yollarıyla bu mirasa sahip çıkmakta kararlılığını koruyor. İstanbul Arkeoloji Müzelerinde ziyarete açılan bu özel seçki, Anadolu’nun köklü geçmişini hissetmek isteyen tüm sanat ve tarih tutkunlarını bekliyor.











