Paylaş:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları’nın yeni sezon açılışında konuşan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Şehir Tiyatroları’nın 2019 yılından bu yana yürütülen çalışmalarını rakamlarla açıklarken, 2026-2027 sezonunda İBB’nin kültür – sanat – miras üçgeninde hayata geçireceği önemli projeleri de basın mensuplarıyla paylaştı. Polat’ın aktardığı verilere göre Şehir Tiyatroları, son yıllarda sahne kapasitesinden seyirci erişimine, tiyatro eğitiminden turnelere kadar genişleyen bir çalışma alanı oluşturdu. Yeni dönemde tarihi yapıların yeniden işlevlendirilmesi, yeni performans alanlarının açılması ve kültürel üretimin kentin farklı bölgelerine taşınması öne çıktı.
609 oyun, 3 milyon seyirci
Rakamları tek tek sıralayan Polat, 291 kadrolu sanatçıya 116 konuk oyuncunun eşlik ettiğini, böylece 400’ü aşan bir sahne kadrosunun oluştuğunu aktardı. 609 farklı oyunda 9.359 seansın sahnelendiğini, bu seansların 3.200.000 izleyiciyle buluştuğunu söyleyen Polat, sahne dışı etkinliklerde de 1.561 organizasyonla 333.739 katılımcıya ulaşıldığını ekledi. 127 yurt içi ve 13 yurt dışı turneyle toplam 140 seferde 87.000 sanatseverin ağırlandığını, 51 ödül töreninde 138 ödülün kazanıldığını belirten Polat, kentte 13 aktif sahnenin yanı sıra 3 sahnenin yeniden inşa sürecinde olduğunu, mahalle ölçeğinde ise 87 tiyatro evinin kurulduğunu duyurdu.
“Kentin kılcal damarlarına kadar” ifadesini konuşması boyunca birkaç kez tekrarlayan Polat, repertuardaki 52 oyunun yarıdan fazlasının yerli yazarlara ait olduğunu vurguladı. Anadolu tiyatro topluluklarıyla kurulan turne takaslarını Diyarbakır Tiyatrosu örneğiyle anlatan Polat, televizyon-dizi sektörüyle kurulan doğal etkileşimi de 1914’te kurulan Darülbedayi mirasına bağlılığın güncel karşılığı olarak sundu.

İBB Genel Sekreterliği’nin sahaya taşıdıkları
İBB Genel Sekreterliği’nin kültür-sanat-miras alanındaki çalışmalarını da aktaran Polat, 2026’nın son çeyreğinde restorasyonu biten yapılar, yeni etkinlik ve projeler hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Restorasyonunu İBB Miras‘ın yürüttüğü, Beyoğlu’nun simge mekânlarından Muammer Karaca Sahnesi’nin Eylül 2026’da açılacağını açıklayan Polat, açılışın hemen ardından Tiyatro Bayramı’nın düzenleneceğini, mekânın bağımsız topluluklara eşit başvuru modeliyle devredileceğini duyurdu. Alt kattaki Fransız Mahkemesi kalıntısının okuma odaları ve tek sekanslı sergiler için değerlendirileceğini, ilk sergiyi Mengü Ertel Afişleri koleksiyonunun oluşturacağını söyleyen Polat, yirmi çağdaş grafik sanatçısının on oyun için tasarlayacağı özel afişlerin fuaye alanlarını süsleyeceğini de sözlerine ekledi.
Kadıköy’deki Haldun Taner Sahnesi restorasyonuna da değinen Polat, işi yine İBB Miras’ın üstlendiğini hatırlattı. Deprem riski taşıyan kıyı hattındaki binada zemine 7 metrelik kazıklar çakılarak radye temel sistemi kurulduğunu, yapının çelik-beton karkas bir çanak altyapıyla askıya alındığını anlatan Polat, tamamlanma tarihini Mayıs 2027 olarak verdi.
Yeni nesil Black Box sahneleri de takvime bağlayan Polat, Haliç İstanbul Sanat Merkezi’ndeki 512 kişilik salonun Ekim 2026’da, Avcılar Merkez Meydanı’nın Kasım 2026’da, Esenler Sosyal Yaşama Merkezi’ndeki 400 kişilik salonun Aralık 2026’da açılacağını, beş sahnenin daha Şubat 2027’de teslim edileceğini duyurdu. Mevcut 3.007 koltuklu kapasiteye 3.000 yeni koltuk ekleneceğini belirten Polat, bunu İstanbul’u “tek merkezli yapıdan çıkarma” hedefinin karşılığı olarak sundu; Esenyurt gibi 1,2 milyon nüfuslu çeper ilçelerde mikro kültür merkezleri kurulacağını söyledi. Bu salonların işletmesinin Şehir Tiyatroları’na mı, yoksa Genel Sekreterlik bünyesindeki başka bir birime mi devredileceği ise konuşmada netleşmedi.
“Halkın Tiyatrosu” yeniden gündemde
Muhsin Ertuğrul’un 1975’te kaleme aldığı “Halkın Tiyatrosu” felsefesini yeniden gündeme taşıyan Polat, tiyatroyu kentin her köşesine en nitelikli ve en ekonomik koşullarda ulaştırma hedefini sosyal belediyecilik ilkeleriyle ilişkilendirdi; yoksulluk ve sosyal izolasyona karşı kamusal sanat imkânlarının genişletilmesini konuşmasının merkezine koydu. Son üç yıldır süren bir dil değişikliğine de değinen Polat, “Kültür Merkezi” ifadesinin, tesislerin gündelik hayattan kopuk algılanmasını önlemek amacıyla yerini “Yaşama Merkezi”ne bıraktığını anlattı. Dijital çağın getirdiği dikkat dağınıklığı karşısında tiyatro salonlarının kolektif bir arada bulunma ihtiyacına karşılık geldiğini söyleyen Polat, Metin And’ın işaret ettiği Anadolu seyirlik oyunlarının katılımcı ruhundan ilham alındığını aktardı.
Basından matbaaya: Genel Sekreterliğin yayıncılık hamlesi
Aralık 2026’da faaliyete geçecek 3.000 metrekarelik İBB Matbaası’nı duyuran Polat, bunun da Genel Sekreterlik bünyesindeki bir yayıncılık projesi olduğunu, Şehir Tiyatroları’nın oyun metinlerinin yanı sıra genç yazarların kitaplarını, İstanbul araştırmalarını ve kent tarihine dair tezleri de eski MEB Yayınları modelini andıran fiyatlarla okurla buluşturacağını söyledi. Eğitim tarafında 1914’teki Darülbedayi ve Belediye Konservatuvarı köklerine dayanan, akademik iddia gütmeyen halka açık atölyelerin sürdürüldüğünü belirtti.
Soru-cevap bölümünde çeper ilçelerdeki mikro kültür merkezlerinin işletme modeli ilk gündem oldu. Merkezlerin belediye bütçesiyle kurulacağını, ancak program yönetiminde yerel toplulukların söz sahibi olacağı bir modelin tasarlandığını aktaran Polat, detayların önümüzdeki aylarda paylaşılacağını söyledi. Restorasyon bütçesine dair bir soruya ise net rakam vermek yerine, mühendislik çözümlerinin maliyetten çok yapının güvenliğine göre şekillendiğini vurgulayarak yanıt verdi.










