Paylaş:
Sanat tarihi, hak ettiği değeri yaşarken göremeyen dâhi ruhlarla doludur; fakat pek azı Camille Claudel kadar derin yaralar almıştır. Erkek egemen bir yüzyılda, çamura ve mermere kalbindeki devrimi üfleyen bu eşsiz heykeltıraş, uzun yıllar boyunca sadece Auguste Rodin’in gölgesindeki bir asistan veya hırçın bir âşık olarak anıldı. Oysa o, parmaklarının ucundaki dehayla taşa fısıldayan apayrı bir ekoldü. Bugünlerde tiyatro dünyası, bu büyük sanatçının hakkını sahnede teslim eden çok özel bir yapımla çalkalanıyor: “Heykele Fısıldayan Kadın ‘Camille Claudel’”. Boyoz Akademi Tiyatro tarafından sahneye taşınan eser, izleyicilere bir sanatçının varoluş çığlığını estetik bir dille sunuyor.
Bülent Aydoslu’nun yazıp yönettiği oyun, kuru bir biyografi aktarımından çok uzak, tamamen sahne estetiğine yaslanan kurmaca bir yapı sunuyor. 1880’lerden 1915’e uzanan bir zaman diliminde geçen performans, Camille Claudel’in akıl hastanesine kapatılmasıyla zirveye ulaşan o trajik süreci merkezine alıyor. Karakterin iç dünyasındaki fırtınaları, sanatsal dehasını ve Rodin ile olan çalkantılı ilişkisini incelikle işleyen oyun, seyirciye şu soruyu sorduruyor: Bir insan, yaratım tutkusu yüzünden ne kadar yalnızlaştırılabilir? Boyoz Akademi’nin bu başarılı prodüksiyonunda, başrolü üstlenen Buse Sevindik devleşen bir performans sergiliyor. Sevindik’in psikolojik derinliği yüksek oyunculuğuna sahnedeki diğer değerli isimler; Onur Çimen, Kemal Alkan, Damra Dinçer, Nazan Akın ve Bülent Aydoslu eşlik ediyor. Oyuncuların yüksek enerjisi, dönemin ruhunu yansıtan minimalist ama etkileyici dekor tasarımıyla birleştiğinde seyirciyi ilk andan itibaren etkisi altına almayı başarıyor.

Sanatın ve İhanetin Gölgesinde Bir Yaşam
Yaklaşık 70 dakika süren bu tek perdelik dramatik yapım, taşıdığı yoğun psikolojik ögeler nedeniyle 15 yaş ve üzeri sanatseverlere hitap ediyor. Oyunda, sadece bir kadının delilikle dâhilik arasındaki ince çizgide yürüyüşünü izlemiyoruz; aynı zamanda bir dönemin sanat camiasının ikiyüzlülüğüne ve dehası bastırılmaya çalışılan bir kadının trajedisine tanıklık ediyoruz. Oyunun tanıtım metninde yer alan “Ellerinde çamur, kalbinde devrim” ifadesi, sahnedeki atmosferin gücünü özetler nitelikte. Kültür sanat ajandanıza mutlaka eklemeniz gereken bu eser, tiyatronun dönüştürücü gücünü bir kez daha kanıtlıyor. Eğer siz de tarihin tozlu sayfalarında sessizliğe gömülmek istenen ama taşa kazıdığı öfkesiyle bugüne kadar ulaşan Camille Claudel’in sesini kendi ağzından duymak isterseniz, bu sezon Boyoz Akademi Tiyatro’nun takvimini yakından takip edin. Çünkü bu oyun, sadece geçmişin bir anlatısı değil; günümüzde de süren kadın sanatçıların var olma mücadelesine yakılmış güçlü bir meşale.










