Paylaş:
Formu Kim Belirler? Selçuk Artut’un Akışkan Geometrisi

Sanatta üretim süreci uzun süre boyunca tek bir özneye atfedildi: Sanatçı…
Karar veren, belirleyen ve son formu tayin eden kişi oydu. Bugün bu varsayım giderek çözülüyor.
Selçuk Artut’un Otonomi: Akışkan Geometri sergisi, bu çözülmenin merkezinde konumlanıyor. Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde açılan sergi; sadece dijital estetik üzerine bir üretim değil, aynı zamanda yaratımın öznesine dair radikal bir önerme niteliği taşıyor.
Burada soru şu: Eseri kim üretir?
Mine Bora Diri
Geometri: Sabit Bir Dilin Dağılması
Geometri, tarih boyunca düzenin, kesinliğin ve tekrarın diliydi. Özellikle Anadolu, Selçuklu mimarisinde karşımıza çıkan geometrik sistemler, evrensel bir kozmik düzenin ifadesi olarak okunur. Ancak Artut’un üretiminde bu dil sabit kalmaz ve taşın o sert hali, kodun akışkanlığı içinde çözülür. Bu sarsıcı dönüşüm serginin kırılma noktasını tarif eder; geometri artık temsil edilen bir form değil, işleyen bir sistemdir. Kodun içinde, sürekli değişen, varyasyon üreten ve kendini tekrar etmeyen bir yapı.

Otonomi: Kontrolün Yeniden Dağılımı
Serginin başlığındaki “otonomi” kavramı, teknolojik bir özellikten çok daha fazlasını ima eder. Artut, üretim sürecinde kuralları tanımlar ancak sonucu belirlemez. Sonuç, algoritmanın işleyişine, rastlantısallığa ve makinenin kendi karar süreçlerine bırakılır. Bu noktada sanatçı, klasik anlamda bir “yaratıcı” olmaktan çıkarak bir sistem kurucuya dönüşür. Bu yaklaşım, bilgisayar sanatının erken dönem teorisyenlerinden Frieder Nake’in 1970’lerde ortaya koyduğu kırılmayla da örtüşür. Nake’e göre sanatçı artık tekil bir nesne üretmez; nesneyi mümkün kılan kurallar bütününü tasarlar. Sanat eseri, tamamlanmış bir formdan çok bir süreç tanımına dönüşür.
Artut’un pratiğinde de benzer bir dönüşüm izlenir. Eser, sonuç değil olasılıklar alanıdır.

Kültürel Hafıza: Sabit Değil, İşlenebilir
Serginin en dikkat çekici katmanlarından biri, geçmişle kurduğu ilişki. Selçuklu geometrisinin matematiksel derinliği ve çini sanatının ritmik yapısı burada bir referans olarak bulunur; ancak referans korunmaz, yeniden işlenir. Sanatçının yaklaşımı, kültürel mirası bir “kaynak” olarak değil, bir “veri alanı” olarak ele alır. Geçmiş, burada sabit bir form değil algoritmik olarak yeniden üretilebilen bir potansiyeldir. Ancak bu dönüşüm yalnızca teknik bir yeniden üretim değildir. Daha derin bir kırılmayı işaret eder, çünkü kültürel miras geleneksel olarak süreklilik ve korunma fikri üzerinden anlam kazanır. Artut’un yaklaşımında ise bu süreklilik, sabit kalmak yerine dönüşerek varlığını sürdürür.
Bu dönüşümün en somut örneklerinden biri, EXPO 2025 Osaka’da da gösterilen Interwoven Confluences çalışmasıdır. Farklı coğrafyalara ait geometrik diller — Japon Asanoha deseni ile Selçuklu yıldız motifleri — tek bir algoritmik sistem içinde birbirine eklemlenir. Bu birleşim, kültürel hafızanın da akışkan bir yapı olarak yeniden kurgulanabileceğini gösterir. Dolayısıyla karşı karşıya olduğumuz mesele; geçmişin günümüze taşınması değil, geçmişin bugünün araçlarıyla yeniden düşünülmesidir.
Kanımca, serginin Terakki Vakfı bünyesinde gerçekleşmesi bu düşünsel çerçeveyi güçlendiriyor. Galeri, salt güncel sanatın sergilendiği bir alan değil; aynı zamanda eğitim öğretimin, karşılaşmanın ve düşünmenin üretildiği bir ortam olarak konumlanıyor. Bu bağlamda Otonomi: Akışkan Geometri, izleyiciyi pasif bir konumdan çıkarır ve dijital dünyayı yeniden düşünmeye davet eder. Küratör Nazlı Pektaş’ın anlatımıyla sergi, izleyiciyi görmeye değil, algının kendisini sorgulamaya yönlendirir. Yapıtlardaki geometri sabit, kesin ya da tamamlanmış değildir. Akış halindedir ve bu hal düşünme biçimimizi de farklılaştırırıp dönüştürür.
Otonomi: Akışkan Geometri, dijital sanatın olanaklarını sergilemekten çok sanatın nasıl üretildiğine dair yerleşik kabulleri sessizce yerinden eder ve bizi cevabı kolay olmayan bir soruyla baş başa bırakır: Formu kim belirler?
Sanatçı mı, sistem mi — yoksa artık ikisi arasındaki sınırın kendisi mi çözülmektedir?
Sergi, 24 Nisan’a dek Terakki Vakfı Sanat Galerisi’nde görülebilir.









