Paylaş:
Dijital yayıncılık dünyasında sınırların giderek belirsizleştiği, “küresel köy” kavramının veri odaklı bir gerçekliğe dönüştüğü bir dönemden geçiyoruz. Ancak bu sınırsızlık, yerel kültür içeriklerinin korunması söz konusu olduğunda hukuk duvarına çarpabiliyor. Geçtiğimiz günlerde Belçika Anayasa Mahkemesi’nden çıkan karar, tam da bu gerilimin merkezine, yaratıcı endüstrilerin geleceğini şekillendirecek bir not düşüyor.
Belçika’daki Fransız Toplumu hükümetinin 2023 yılında hayata geçirdiği medya kararnamesi, dijital platformların yerel içeriği destekleme payını %2,2’den %9,5’e çıkarmayı hedefliyordu. Netflix, bu oranı “ayrımcı ve ölçüsüz” bularak yargıya taşısa da, Anayasa Mahkemesi; kültürel çeşitliliği korumak adına bu kesintinin “makul ve haklı” bir uygulama olduğu kararını verdi. Mahkeme, Belçika’daki oran Avrupa ortalamasının üzerinde olsa bile, yerel yaratıcı ekosistemi beslemenin hukuki bir meşruiyeti olduğuna hükmetti.
Algoritmaların Ötesinde: Nitelikli İçerik Savunması
Bu karar, algoritmaların tek tipleştirici etkisine karşı bir “küratörlük” duruşu olarak değerlendiriliyor. Netflix benzeri dijital platformlar, izleyiciye algoritmaların yönlendirmeleriyle yeni içerikler hazırlarken, yerel yönetimler bu fonlarla bağımsız yapımcıları ve özgün hikâyeleri koruma altına alıyor. Belçika’nın bu kararı, küresel platformların sadece birer dağıtıcı olmanın dışında, bulundukları toprağın kültürüne yatırım yapması gereken paydaşlar olduğunu tescilliyor.
Yerel Kültür İçerikleri İçin Gelecek Senaryoları
Zafer şimdilik yerel yönetimin olsa da dava süreci Avrupa Adalet Divanı’na (CJEU) taşınarak yeni bir boyuta evrildi. Tüm Avrupa ve dolaylı olarak Türkiye gibi gelişmekte olan pazarlar için bir emsal teşkil edecek.









