Paylaş:
Kültür ve sanat dünyası, teknolojik devrimlerin ve ekonomik dalgalanmaların tam ortasında tarihi bir dönüşümden geçiyor. UNESCO’nun merakla beklenen amiral gemisi raporu “Re|Shaping Policies for Creativity” (Yaratıcılığı Yeniden Şekillendirmek) 2026 edisyonu, 120’den fazla ülkeden gelen verilerle bu değişimin röntgenini çekiyor. Rapor, dijitalleşmenin sunduğu sınırsız imkanlar ile yaratıcı profesyonellerin karşı karşıya kaldığı ekonomik kırılganlık arasındaki ince çizgiyi derinlemesine analiz ediyor. Bugün, küresel ölçekte yaratıcılık politikaları geliştirilmediği sürece, sanatçıların gelir adaletsizliği ve telif hakları gibi konularda daha savunmasız kalacağı açıkça görülüyor.
Dijital Dönüşüm: Bir Fırsat mı, Yoksa Tehdit mi?
Raporun en çarpıcı bölümlerinden biri, dijital gelirlerin sanatçılar üzerindeki etkisi. 2018 yılında yaratıcıların gelirlerinin yalnızca %17’si dijital kaynaklardan gelirken, bu oran 2023 itibarıyla %35’e yükseldi. Ancak bu artış, beraberinde büyük bir istikrarsızlığı da getirdi. Özellikle üretken yapay zeka (GenAI) teknolojilerinin hızla yayılması, müzik ve görsel-işitsel içerik üreticileri için ciddi bir alarm zili çalıyor. UNESCO verilerine göre, 2028 yılına kadar müzik yaratıcılarının küresel gelirlerinde %24 oranında bir kayıp yaşanacağı öngörülüyor. Bu noktada, hükümetlerin ve yerel yönetimlerin vizyoner yaratıcılık politikaları oluşturması hayati önem taşıyor. Çünkü dijital dünyadaki bu pazar konsantrasyonu, sadece birkaç büyük platformun kontrolünde kalırken, bağımsız ve azınlıkta kalan seslerin görünürlüğünü her geçen gün daha da kısıtlıyor.
Kültürel ticaret hacmi 2023’te 254 milyar dolara ulaşarak rekor kırsa da, bu pastadan alınan paylar hala eşit değil. Gelişmekte olan ülkeler mal ihracatında güçlü bir grafik çizse de, dijital hizmet ticaretinin %80’i hala Küresel Kuzey’in tekelinde. Daha da üzücü olanı ise sanatçıların fiziksel hareketliliği önündeki engeller. Gelişmiş ülkelerin %96’sı kendi sanatçılarının yurt dışına çıkışını desteklerken, gelişmekte olan ülkelerden gelen sanatçılara vize kolaylığı sağlayanların oranı sadece %38. Bu durum, kültürel çeşitliliğin önünde “görünmez bir duvar” örüyor.
Sanatsal Özgürlük ve Güvenlik Riski Altında
Dünya genelinde siyasi istikrarsızlıklar ve çatışmalar arttıkça, yaratıcı profesyonellerin güvenliği de tehlikeye giriyor. Ülkelerin %90’ı sanatsal ifade özgürlüğünü yasal olarak tanısa da, pratikte bu özgürlüğü denetleyecek bağımsız mekanizmalara sahip olanların oranı %61’de kalıyor. Sanatçılar sadece fiziksel baskılarla değil, aynı zamanda dijital gözetim ve algoritmik önyargılarla da mücadele etmek zorunda bırakılıyor. UNESCO, bu zorlu ekosistemde sanatçıları korumak adına ülkelerin %37’sinin özel girişimler başlattığını belirtse de, bu desteğin hala çok parçalı ve yetersiz olduğu vurgulanıyor. Raporun umut verici nadir noktalarından biri kadın liderliği. Ulusal kültür kurumlarının başındaki kadın yönetici oranı 2017’de %31 iken, 2024’te %46’ya çıktı. Ancak bu başarı tablosu coğrafyaya göre büyük farklılıklar gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde kadın liderlik oranı %64’e kadar yükselirken, gelişmekte olan ekonomilerde bu oran hala %30 seviyelerinde. Politika yapıcıların artık kadınları sadece “kültürel tüketici” olarak değil, sektörün asıl “yaratıcı gücü ve lideri” olarak konumlandırması gerekiyor.

Yaratıcılık Politikaları için Stratejik Adımlar
Kültür ve yaratıcılık, ekonomik büyümenin lokomotifi olarak kabul edilse de, kamu fonlarından aldığı pay küresel GSYH’nin %0,6’sının altında kalmaya devam ediyor. UNESCO, 2005 Sözleşmesi çerçevesinde bugüne kadar 100’den fazla ülkeye politika tasarımında rehberlik etti. Ancak raporun ana mesajı net; “Yaratıcılık politikaları sadece birer iyi niyet beyanı olarak kalmamalı, somut bütçelerle ve dijital beceri eğitimleriyle desteklenmelidir.” Gelişmiş ülkelerde dijital becerilere sahip olma oranı %67 iken, gelişmekte olan ülkelerde bu oranın %28’de kalması, geleceğin yaratıcı ekonomisinde yeni bir kast sistemi oluşma riskini barındırıyor. UNESCO, İsveç hükümetinin de desteğiyle yayınladığı bu raporla, tüm dünyaya; “kültür, sürdürülebilir kalkınmanın kalbidir; onu korumak, geleceğimizi korumaktır” çağrısını yapıyor.
Raporun tamamını UNESCO web sitesinden inceleyebilirsiniz.










