Paylaş:
Hizmet İhracatı Yükselirken Yaratıcı Alanlar Geriliyor

Ekonomi Gazetesi’nden Mehmet Kaya’nın haberine göre, Türkiye’nin küresel pazardaki en güçlü kaslarından biri olan hizmet ihracatı, 2025 yılının ilk 10 ayında 104,2 milyar dolarlık devasa bir hacme ulaştı. Taşımacılık ve navlun gelirlerindeki yükseliş, hizmetler dengesinin 56,3 milyar dolar fazla vermesinde belirleyici oldu. Ancak aynı dönemde yaratıcı endüstriler cephesinde ortaya çıkan veriler, bu olumlu tablonun kültür, sanat ve içerik üretimi alanlarına yeterince yansımadığını gösteriyor.
Ekonomik göstergeler ilk bakışta güçlü bir performansa işaret etse de detaylara inildiğinde, Türkiye’nin uzun süredir umut bağladığı yaratıcı üretim alanlarında ciddi bir kırılganlık göze çarpıyor. Dizi, film, oyun ve fikri mülkiyet temelli gelirlerdeki artış beklentisi, resmi istatistiklere sınırlı ölçüde yansımış durumda.
Yaratıcı endüstrilerde büyüyen açık
Ödemeler dengesi verilerine göre fikri mülkiyet hakları kullanımındaki açık yüzde 17 artarken, kişisel, kültürel ve eğlence hizmetlerinde bu oran yüzde 83’e ulaştı. Bir dönem dizi ihracatıyla küresel ölçekte görünürlük kazanan Türkiye için bu rakamlar, yaratıcı ekonomide sürdürülebilir bir yapı kurulamadığını düşündürüyor. Kültür ve eğlence alanları, döviz kazandıran kalemler olmaktan ziyade ithalata bağımlı bir görünüme yaklaşıyor. TÜİK’in daha detaylı verileri de tabloyu netleştiriyor. Görsel-işitsel ve multimedya hizmetlerini kapsayan grupta ihracat 403 milyon dolar seviyesinde kalırken, ithalat 272 milyon dolara ulaşıyor. Bu denge, potansiyel ile gerçekleşen performans arasındaki farkı açık biçimde ortaya koyuyor.
El sanatları hariç kültürel ihracatın sınırlı hacmi
Mücevher ve altın takıların dışarıda bırakıldığı hesaplamalarda, tüm kültürel ihracatın yalnızca 141,2 milyon dolar seviyesinde olması dikkat çekici. Aynı dönemde kişisel ve kültürel hizmetlerdeki toplam tutarın 269 milyon dolara ulaşması, ihracatın niteliği ve katma değeri üzerine yeniden düşünülmesi gerektiğini gösteriyor. Bu noktada Hizmet ihracatı rakamlarının genel toplamda yükselmesi, yaratıcı alanlardaki yapısal sorunları perdelememeli. Zira ekonomik büyüklük kadar, bu büyüklüğün hangi sektörlerden ve hangi içeriklerden beslendiği de belirleyici.
TÜİK istatistikleri ile ödemeler dengesi verileri arasındaki farklar, sektör temsilcilerinin uzun süredir dile getirdiği ölçüm ve sınıflandırma sorunlarını yeniden gündeme taşıyor. Dizi ve bilgisayar oyunlarını kapsayan görsel-işitsel ürün lisans gelirleri 403 milyon dolar olarak açıklanırken, daha geniş tanımlı fikri mülkiyet hakları gelirleri 554 milyon dolar seviyesinde kalıyor. Bu durum, yaratıcı üretimin ekonomik karşılığının tam olarak ölçülemediğine işaret ediyor. Özellikle mobil oyunlar, yazılım, marka ve patent gelirlerinin sınırlı kalması, Türkiye’nin yaratıcı ekonomide henüz derinlikli bir gelir modeli oluşturamadığını gösteriyor.
Hizmet ihracatı artıyor ama yaratıcı ekonomi geride
Ocak–Ekim döneminde Hizmet ihracatı sayesinde hizmetler dengesi güçlü bir fazla verirken, yaratıcı endüstrilerde ithalatın 4,4 milyar dolara ulaşması dikkat çekiyor. Aynı dönemde bu alanlardaki ihracatın 661 milyon dolarda kalması, yapısal bir dengesizliğe işaret ediyor. Bu veriler, Türkiye’nin kültür ve sanat temelli üretimini sadece görünürlük üzerinden değil, ekonomik değer ve fikri mülkiyet ekseninde yeniden ele alması gerektiğini gösteriyor. Hizmet ihracatı rakamları yükselirken yaratıcı endüstrilerin geride kalması, uzun vadede kültürel sürdürülebilirlik açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor.







