Paylaş:
İstanbul’un kalbinde, Haliç’in kıyısında tarihle teknolojinin buluştuğu Rahmi M. Koç Müzesi, ziyaretçilerini geleceğin dünyasına davet ediyor. Avrupa Komisyonu tarafından desteklenen UFUK AVRUPA Programı bünyesindeki CULTURATI Projesi, Türkiye’deki ilk uygulama alanı olarak bu özel rotayı seçti. Klasik sergileme yöntemlerinin ötesine geçen bu girişim, ziyaretçilere kişiselleştirilmiş ve yapay zekâ destekli müze deneyimi sunarak kültürel mirasla kurulan bağı daha interaktif bir boyuta taşıyor.
Kültürel Mirasta Dijital Dönüşümün İzleri
Bilkent Üniversitesi’nin koordinatörlüğünde yürütülen CULTURATI, sadece bir yazılım güncellemesi değil, aynı zamanda müze gezme alışkanlıklarımızı kökten değiştirecek bir vizyon sunuyor. Proje, 15 binden fazla objeye ev sahipliği yapan Rahmi M. Koç Müzesi’nde, ziyaretçilerin ilgi alanlarına göre şekillenen özel rotalar oluşturuyor. Sanayi tarihinin devasa makineleri, antika otomobiller ve havacılık tarihinin sembolleri arasında dolaşırken, telefonunuzdaki uygulama size eşlik eden akıllı bir rehbere dönüşüyor.
Bu sistem, ziyaretçi yoğunluğunu yöneten nesnelerin interneti (IoT) altyapısını kullanarak mekânın sürdürülebilirliğine katkı sağlıyor. Kalabalık grupların akışını optimize eden algoritmalar sayesinde, eserlerle baş başa kalabileceğiniz en uygun zaman dilimleri belirleniyor. Türkiye’nin sanayi mirasını koruma misyonunu üstlenen müze, bu teknolojik entegrasyonla beraber Avrupa’nın yaratıcı ve sanatsal ekosisteminin de ayrılmaz bir parçası haline geliyor.

Yapay Zekâ Destekli Müze Deneyimi ile İnteraktif Yolculuk
CULTURATI platformunun en dikkat çekici özelliği, “ortak üretim” (co-creation) felsefesine dayanması. Müze uzmanları kadar ziyaretçilerin de içerik üretimine katılabildiği bu yapı, her ziyareti benzersiz kılıyor. Mekâna özgü kurgulanan soru-cevap oyunları ve gizemli gezi rotaları, özellikle genç kuşakların müze ile olan ilişkisini güçlendiriyor. Teknolojinin soğuk yüzü, burada keşif tutkusunu tetikleyen sıcak bir aracıya dönüşüyor.
Yapay zekâ destekli müze deneyimi, sanal ve fiziksel dünyayı iç içe geçirerek bilginin aktarılma biçimini modernize ediyor. Ziyaretçiler sadece pasif birer izleyici olmak yerine, dijital katmanlar aracılığıyla tarihin bir parçası haline geliyor. Ankara Kalesi’nde de prototipleri denenen bu sistem, kültürel alanların yaşayan birer organizma gibi nefes almasını sağlıyor.
Blenheim Sarayı’nda Büyük Final ve Gelecek Vizyonu
Almanya’dan İtalya’ya, Finlandiya’dan İngiltere’ye kadar toplam 14 ortağın bir araya geldiği bu devasa Ar-Ge projesi, finalini 30 Ocak 2026 tarihinde İngiltere’deki meşhur Blenheim Sarayı’nda yapacak. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu görkemli mekânda, Rahmi M. Koç Müzesi’nde elde edilen pilot uygulama verileri tüm dünyayla paylaşılacak. Türkiye’den bir vakıf müzesinin ilk kez böylesine büyük ölçekli bir kültür projesinde ortak olarak yer alması, yerel kültürel birikimimizin küresel standartlardaki başarısını simgeliyor.
Sonuç olarak, Rahmi M. Koç Müzesi’nde hayata geçirilen yapay zekâ destekli müze deneyimi, teknolojinin kültürel hafızayı korumak ve zenginleştirmek için nasıl kullanılabileceğine dair ilham verici bir örnek sunuyor. Ocak ayı sonunda tamamlanacak olan bu yolculuk, sadece müzecilik profesyonelleri için değil, kültür ve sanatı teknolojiyle keşfetmeyi seven her yaştan meraklı için yeni bir kapı aralıyor. Geleceğin müzesi, artık avucunuzun içindeki ekranlarda ve Haliç’in o eşsiz atmosferinde sizleri bekliyor.










