Paylaş:
İstanbul Modern, Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinin en özgün sanat figürlerinden biri olan Semiha Berksoy’un çok katmanlı üretimini bir araya getiren “Tüm Renklerin Aryası” sergisiyle izleyicileri disiplinlerarası bir sanat yolculuğuna davet ediyor. Flormar sponsorluğunda gerçekleştirilen sergi, 22 Ocak–6 Eylül 2026 tarihleri arasında müzenin sergi salonlarında ziyaret edilebilecek. Opera sahnesinden resim atölyesine, sinemadan edebiyata uzanan bu kapsamlı seçki, modern Türkiye sanat tarihine farklı bir bakış sunuyor.
Türkiye’de bugüne kadar gerçekleştirilen en kapsamlı sergi olma özelliğini taşıyan proje, sanatçının 70 yılı aşan üretim sürecini tematik bir kurguyla ele alıyor. Sergide yer alan 200’ü aşkın yapıt; erken dönem desenlerden opera temalı resimlere, otoportrelerden gündelik kumaşlar üzerine yapılan çalışmalara uzanan geniş bir arşivi görünür kılıyor. Bu seçki, sahne ile görsel üretim arasında kurulan güçlü ilişkiyi izleyiciyle buluştururken, sanatın yaşamla kurduğu bağı da merkezine alıyor. İstanbul Modern’deki sergi, daha önce Berlin’de Hamburger Bahnhof’ta düzenlenen “Singing in Full Color” başlıklı serginin kapsamı genişletilerek yeniden ele alınmasıyla hazırlandı. İstanbul’daki sunum, ses kayıtları, film görüntüleri, fotoğraflar ve efemera ile zenginleştirilmiş çok katmanlı bir anlatı sunuyor. Böylece sanatçının yalnızca üretimleri değil, üretim süreçleri ve sahneyle kurduğu duygusal bağ da görünür hâle geliyor.

Semiha Berksoy odaklı tematik sergi kurgusu
Kronolojik bir sıralama yerine tematik bir anlatıyı benimseyen sergi, sanatçının kişisel mitolojisini ve sahneyle kurduğu derin ilişkiyi merkeze alıyor. Sergi mekânının merkezinde yer alan ve sahne atmosferine gönderme yapan “Kırmızı Oda”, opera sahnesinden ilham alan resimleri bir araya getiriyor. Bunun yanı sıra annesine adanan çalışmalar, otoportreler, portreler ve çarşaf resimleri, üretimin sınır tanımayan doğasını ortaya koyuyor. Sergide ayrıca 1935 yılında yayımlanan “Mezardan Gelen Mektup” adlı öyküden hareketle hazırlanan özel bir bölüm, Türkiye’nin ilk sesli filmi “İstanbul Sokaklarında”ndan sahneler ve sanatçının rol aldığı filmlerden seçilmiş görüntüler de yer alıyor. Bu yapı, çok disiplinli üretimin yalnızca estetik değil, aynı zamanda düşünsel bir alan yarattığını gösteriyor.
İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, serginin kadın sanatçıların üretimini görünür kılma misyonunun güçlü bir örneği olduğunu vurgularken; Flormar CEO’su Tuba Altunterim ise renk, yaratıcılık ve cesaret kavramlarının sergiyle markanın değerleri arasında doğal bir bağ kurduğunu ifade ediyor. Sanatçının kızı Zeliha Berksoy’un kişisel anlatıları ise sergiye duygusal bir derinlik katıyor. Müzenin şef küratörü Öykü Özsoy Sağnak ve küratör Deniz Pehlivaner tarafından hazırlanan sergi, sahne, resim, müzik ve performans arasındaki geçirgenliği ön plana çıkarıyor. Semiha Berksoy, bu sergi aracılığıyla yalnızca tarihsel bir figür olarak değil, çağdaş sanatın bugününe temas eden güçlü bir yaratıcı kimlik olarak yeniden okunuyor. Sergi, izleyicilere disiplinlerarası üretimin dönüştürücü gücünü deneyimleme imkânı sunuyor.









